Giriş Yap
Üye Adı
Şifre
Menü
 Anasayfa
 İndirme
 Forumlar
 İlahiler
 İslami Filmler
 Tasavvufi Yazılar
 İslami Yazılar
 Hatim Bölümü
 Oyunlar
 ilgilerim
 Üye Profiliniz
 Üye Mesajlarınız
 Üye Listesi
 Üye Olun
 Bizi Önerin
 Bize Ulaşın
Radyo Onbeş

Hatim bölümü

Şu ana kadar 150 Hatim bitti
151.Hatim için cüz dağıtılıyor.

Cüz almak için tıklayınız.

Hatim Bölümüne
gitmek için tıklayın
Dünya Sıralaması


ilahi
ilahi.org :: Başlığı Görüntüle - Mevlana Câmi
Mevlana Câmi
ilahi.org Forum Ana Sayfası » İslam Büyükleri
SSS Arama Üye Listesi Gruplar Profil Giriş Özel mesajlarınızı kontrol etmek için login olun

Konu: Mevlana Câmi

Ömer Sükeyni Dede <-- Önceki Konu |

| Sonraki Konu --> Süleyman Çelebi



Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder   Cevap Gönder
Mevlana Câmi
cu mali
Moderatör
Moderatör



Kayıt: Jul 24, 2006
Nereden: sinop/boyabat
Mesajlar: 844
Haftalık Puan: 0
Mevlana Câmi
Tarih: Pzr Ağu 13, 2006 11:14 pm


MEVLÂNÂ CÂMÎ
H. 817 Şam - 898 Herat

Asıl adı Abdurrahman olan Mevlânâ Câmi Hazretleri aslen İranlı olup, Cam kasabasına bağlı Harced köyünde H. 817 (M. 1414) yılında dünyaya gelmiştir. Ancak kasabanın ismiyle yâd edilerek, Câmi adıyla meşhur olmuştur.
O günün ilim ve tasavvuf merkezi hâline gelmiş olan İran'ın meşhur şehri Herat'ta tahsilini tamamlayan Abdurrahman Câmî, edebiyatta ileri bir safhaya erişmiş; Farsça ve Arapça'da isbat ettiği edebi san'atını, mânevî konulan mantıki ölçüler içerisinde işlemeye vasıta olarak kullanmıştır.
Şerî ilimlerin yanında fen ve hikmete taalluk eden ilimleri de hazmeden Câmî Hazretlerinin eserleri içinde yer alan, Sadî-i Şirazi'nin eserlerine benzeyen "Baharistan"ından da anlaşılır ki, Mevlânâ Câmi büyük bir edip, aynı zamanda da mânevi mevzularda ender rastlanan bir tabibdir: Nitekim kendisini gönüllerin tabibi hâline getirenlerin arasında Nakşibendi'nin de yer aldığı görülmektedir. Bunun yanında zamanın tasavvuf büyüğü olarak bilinen Sâdeddin-i Kaşgari'den de ders almış; ledünni iktisaplara nâil olmuştur. Nitekim şu rivâyet de bunu te'yid etmektedir.
Eserlerin kaydına göre, gençlik günlerinde, bir kadına aşık olan Câmî, zihnine giren bu fâni aşk meselesinden kendini bir türlü kurtaramaz. Nihayet bir gece rüyasında Sadeddin-i Kaşgari'yi görür. Hazret kendisine şöyle hitap eder:
-Abdurrahman! Öyle bir güzele gönül ver ki, güzelliği ebedî, sevgin daimî olsun! Sonu pişmanlık, neticesi mahrumiyet olmasın.
Sabah namazından sonra üzerinde düşünmeye başladığı bu rüya, kendisine bir hayli ibretli gelir. Doğruca Horasan'a (Meşhed) gider, rüyada nasihat eden Sadeddin-i Kaşgari'ye talebe olur.
Artık üstadından aldığı yeni derslerle gözü gönlü dolmuş, mecazi aşkı unutarak hakikî aşka kavuşmuştur. Baharistan, Nefehatü'1-Üns, Şevâhidü'n- Nübüvve gibi eserleri Türkçe'ye çevrilmiş olan Câmî Hazretlerinin, Fatih Sultan'a hitaben yazdığı çok değerli bir de mektubu vardır.
Nitekim bu mektuptan sonra Fatih Sultan, kendisini Horasan'dan İstanbul'a dâvet etmiş, ancak Konya'ya geldiğinde Fatih'in vefatını işiten Câmî, geri dönerek Herat'a gitmiştir.
Mevlânâ Câmi, bilhassa ihlâsla ilerlemiş, mânevî mevzularda mesafe kat'etmiştir. Bundan olacak ki, gösterişten çok rahatsız olur. bütün huzur ve rahatını tevazuda, ihlâsta bulurdu.
O, insanı maddi ve ilmi kazancıyla değerlendirmezdi. Bütün mes'elesi; gönül ehli olmak, iyi niyet sahibi bulunmak, tevazu ve ihlâs içinde dini hayat yaşamaktı.
Muhataplarında aradığı bunlardı. Nitekim bir gün mânâ büyüklerinin oturduğu bir dâvet sofrasında biri dikkatini çekti.
Adam henüz ruhen olgunlaşmamış olduğunu, her hâliyle belli ediyordu. Yemeğe başlarken yüksek ses ile bağırdı:
-Tuz getirin! Yemeğe tuzla başlamak sünnettir. Adamın kendisini göstermek için söylediği bu sözden rahatsız olan Mevlana, yavaşça cevap verdi:
-Hazret, ekmekte tuz vardır. Onu hatırlayarak yerseniz, sünneti yerine getirmiş olursunuz.
Adam fazla ders almadı bu ikazdan. Az sonra birine bir ihtar verdi:
-Ekmeği tek elle koparıyorsun. Tek elle koparmak mekruhtur.
Câmi Hazretleri bu hareketten de rahatsız oldu. Tekrar düzeltme yaptı:
-Sofrada başkasının eline, ağzına bakmak da mekruhtur. Hem de senin hatırlattığından fazla mekruh...
Adam birazcık ders alır gibi olup susmuştu. Ama kendini mutlaka göstermek istiyor. dikkatleri üzerine çekmek için konuşmaya devam niyeti taşıyordu. Nitekim az sonra yine başladı:
-Yemek yerken konuşmak sünnettir! Mevlânâ Câmî yine ikaz etti:
-Çok konuşmak ise, mekruhtur.
Hatalı sözler sarf ettiğini anlayan adam, bundan sonra lüzumsuz konuşmayı da, sivri ve rahatsız edici sözlerle hatâ düzeltmeyi de terk etti.
Mevlânâ şu sözleri sık sık söyler, tekrar ederdi:
-Bir kimse bütün ilimleri bilse yine garantisi olmaz. Çünkü insanı kurtaran ilim değil, ameldir, ihlâstır, tevazudur. Ameli, ihlâsı olmayan âlimin, ilmi kendisine fayda vermez, kurtulmasına vesile teşkil etmez.
Bir gün, kendisinden ders almak isteyen biri, ona şöyle bir sual sormuştu:
-Üstad, bana öyle bir ders ver ki, onunla amel ettiğimde kendimi kurtarmış olayım?
Mevlânâ elini kalbinin üzerine koyarak şu cevabı vermişti:
-Şunu düzeltin şunu. Bunu düzeltirseniz kurtulursunuz. Bunu ihmal ederseniz kurtuluş hayal olur. Nesebi İmam-ı Muhammed'e erişen Nakşi Tarikatı mensubu bu zâtın, kendi zamanında değerli hizmetleri olmuş. Şeyhülislâmlık gibi yüce dini makamlarda bulunmuş, ilmi hizmetleri ifa ederek, velilik işareti olan kerametler izhar edip intibaha vesile olmuştur.
Bir haftalık hastalıktan sonra H. 898'de Herat'ta vefat ettiği zaman o günkü Şark'ın ilim merkezlerindeki bütün âlimler ve halk toplanarak cenazesine iştirâk etmiş, uzun bir müddet arkasından hatimler okuyup, dualar etmişlerdir.

İBRETLİ BİR HÂDİSE

Mevlânâ Câmi Hazretlerinin vaaz ve irşadlarından istifade ederek mânevi makamlarda yükselen müntesiplerinden bazıları hacca gitmek için şeyhlerinden izin isterler; Hazret de onlara istedikleri izni verir. Ancak "hacca gitmekle borcunuzdan kurtulursunuz, lâkin kibre girerek makamınızdan düşmemeye dikkat ediniz" şeklinde bir ikazda da bulunur.
Bundan pek bir Şey arılamayan o müridler cemaatı, grup halinde mukaddes topraklara giderler, tam gününde haclarını ifa edip dönerler.
Artık kendilerinde bir sevinç, bir neş'e hissetmekte, "Biz önceki cahil kimseler değiliz, hacca gitmiş. Kâbe'yi ziyaret edip, Medine'yi görmüş insanlarız" diyerek farkında olmadan kibir ve gurura bile girmektedirler.
Hattâ içlerinden biri, Mevlânâ Câmî Hazretlerine şöyle bir sual dahi sorar:
-Efendi Hazretleri, biz hacca gitmeden önce sizin başınızın üzerinde nûrdan bir halkanın dâima bulunduğunu, bir sarık gibi başınızın etrafındâ sarılı kaldığını görürdük. Hacdan dönünce o nûrdan eser kalmadığını anladık. Acaba biz gidince sizde bir düşüş mü vâki oldu? Mânevî mertebenizde bir sukut mu bahis mevzuu oldu?
Hazret-i Câmi, tebessüm ederek cevap verir:
"Doğru söylersiniz, bir sukut ve düşüş gerçekten de oldu: Ama sukut ve düşüş, bende değil sizdedir. Çünkü sizler hacca gitmeden kendinizde bir kibir ve gurur hissi duymuyordunuz: Mütevazi ve mahcuptunuz. Bu tevazu ve ihlâsınızdan dolayı da Rabbim size bahsettiğiniz nûru gösteriyor, bunu görmeye sizi lâyık buluyordu. Hac dönüşünde ise siz hacı olduk diye kibre girdiniz, nûru da bundan dolayı göremez oldunuz. Kibri atar, eski ihlâsınıza yeniden kavuşursanız, o nûrun aynen eskisi gibi yerinde durduğunu görürsünüz."
Hacılar göz yaşları içinde tevbe, istiğfara başlarlar. Nitekim kısa zaman sonra da o nûrun bir sarık gibi Mevlânâ Câminin başında durduğunu yeniden görmeye başlarlar.

_________________

SU (4)
Su kesiksiz kareket , zikir , ahenk , şırıltı;
Akmayan kokar diye esrarlı bir mırıltı..
NFK
 
Kullanıcı profilini gör  Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Ver
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    ilahi.org Forum Ana Sayfası » İslam Büyükleri Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


Bu konuya ait etiketler :
mevlana , mevlana cami , konya mevlana cami , video mevlana cami , cami mevlana , mevlana hacca gitmis , mevlana ve mevlana cami , mavlana gitmek rüyada ,



BENZER KONULAR ( Mevlana, Câmi, , )
KonuForumKonuyu Başlatan
Mevlanaİslami PaylaşımMavigul
MEVLANAİslami PaylaşımAlperen
Mevlanaİslami PaylaşımMavigul
Cami ve KiliseFıkralarGokcen
Mevlana Câmiİslam Büyüklericu mali
Mevlana Halid-i Bağdadi hz.İslam Büyüklericu mali
mevlana'dan efendımızeİslami PaylaşımNURISIGI
mevlanadan birkaç damlaa....Havadan Sudandivaneabd2
hz.mevlana'nın yedi öğüdüHavadan Sudanbenvedeniz_mavi
h.z. mevlana'ın vasıyetıİslam BüyükleriNURISIGI
BENZER KONULAR (Etiketleriyle)
mevlananin siirleri , mevlana gibi mp3 indir , dondum mevlana gibi ilahisi , cami siirleri , mevlana cami , mevlananin yedi ogudu , bursa ulucamii sirlari , mevlananin yedi ögüdü , mevlanadan siirler , bursa ulu cami ,

"necmiye özbek"
necmi ugurlu



Nukro2 tarafından düzenlenmiştir. © 2008
Nukro2 Teması - Nukro2 tarafından hazırlanmıştır. © 2008
Tasarım&Güvenlik: Nukro2
Zor başarılır, imkansız zaman alır...

 

Code & Theme and Security by Nukro

Bu sitedeki yazılardan yazarları sorumludur. ilahi.org sorumlu tutulamaz.
Sitemizdeki reklamların içerikleriyle ilşkimiz yoktur. Reklam Gizliliği

ilahiler // ilahiler // ilahi

İlahi Sözleri // İlahiler // Programlar // Videolar // İslami Paylaşım // Resimler // Sahabeler // İslam Büyükleri // İslam Tarihi
İlmihal // Şiirler // Hikayeler
// Dosya Paylaşımı // Komik Yazılar // İslami Yazılar // Tarih Süzgeci // Fıkralar

Nukro internet hizmetleri ©2008