tevbedar: Ey iman edenler! Kendisinde hiçbir alış verişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin bulunmadığı bir gün gelmeden önce, size verdiğimiz rızıklardan Allah yolunda harcayın. Kâfirlere gelince, onlar zalimlerdir.
arsultans: ve aleyna aleykümselam tevbedar ,hayırlı geceler...
divane20: sende Alla a emat obi gorsz hayirli cumalar
yolcu65: kurban bn ciktim aeo kendine cok dikkat et sonra gorusuruz insallah
yolcu65: ne yapalim kurban insallah olur tatilde sart olmasi lazim ihtiyac
divane20: soyle bi ongunlugune batmndan uzak kalsaydim ne iyi olurdu
yolcu65: kurban sana tatil yok sen memur gibisin ama yiilik tatilin yok
divane20: banada bu yaz bi tatil cik saydi ne iyi olurdu
yolcu65: heeee ya yola devem durmak yok
divane20: aynen oyle durmk yok yola devm.hem sen.cok.dinlendin
yolcu65: hamd olsun iyiyim cok yogunum yoruluyorum tatil bitti biliyorsun hizmete devam
divane20: alykm.slm abi iyim.cok.sukur sen nasilsin
yolcu65: slmn alykm kurban allah razi olsun cumlemizin insallah seninde mubarek olsun nasilsin
divane20: safsofi. yolcu abi cumaniz mubarek olsun
emre1314: Sizinde cumanız mübarek olsun
divane20: emre abi kartal abi hosgeldinz cumaniz mubarek olsun
tevbedar: hamd olsun canım sen nasılsın
divane20: nasilsin abla iyisin ins.
tevbedar: aleyküm selam sanada hayırlı sabahlar cuman mübarek olsun
divane20: selamun alykum.hayirli.sabhla r cumaniz mubarek olsun
tevbedar: cuman mübarek olsun
tevbedar: sağol ayşe sanada hayırlı sabahlar
aysegdk: hayırlı sabahlar ve hayırlı cumalar
tevbedar: Allah'ım, nerede kin varsa, oraya sevgi götürme gücünü ver bize. Allah'ım, nerede darılma varsa, oraya barış götürme gücünü ver bize. Allah'ım, nerede inkar varsa, oraya iman götürme gücünü ver bize. Allah'ım, nerede umutsuzluk varsa, oraya umut götürme gücünü ver bize. Allah'ım, nerede karanlık varsa, oraya aydınlık götürme gücünü ver bize. Hayırlı nurlu, bereketli cumalar.
arsultans: aminnnn...canım hayırlı sabahlar ve Hayırlı Ramazanlar
divane20: hayırlı sabahlar artık ALLAH rahatlık versın ramaanada ulaşırız inş
divane20: öyleyse bana müsade
arsultans: tamm canım bakıyorum
divane20: abla son bi msj attım onada bakarmısın sonra gidersin
divane20: amin inş
arsultans: haklısın ,Alalh mekanını cennet etsin inşalalh çoğu şikayet ederken babalarımız böyle bir imkana sahip olmuşlar bizim sokaktada cami vardı..
divane20: camı bizim tam karşımızda abla yani kapı pencere kapalıda olsa fıtınada olsa duyuyoruz çok şükür güzel bi nimet buALLAH babamdan razıolsun evimizi böyle bir yere yaptiği için camının komşusu olmak güzel gerçektende
arsultans: sesin duyulabilmesi için benim balkon camlarını açmam gerek yoksa duyulmuyor dışardada fırtına var mübarek..
divane20: evet gerçektende muhteşem bir duygu sabah ezanını dınlemek
arsultans: bizde imsak 3,39 ,vakit nasılda geçiyor ve o ezanı beklemek yok mu Allah'ım o nasıl bir bekleyiş ,nasıl bir duygu...
divane20: ALLAH GÜÇ VERİYOR ABLA BİZİMDE GUCUMUZU ONA GÖRE VERİYOR DEMMKİ daha zor işlerde çalışan ınsanlarda var ama benm yerımde azsıcak değil hani:)
arsultans: aynen öyle canım hadi ben evdeyim ama sen çalışıyorsun zor olsa gerek...
divane20: ALLAH kabul etsın inş abla bide tutabılmek için güç ve kuvvet
arsultans: hade bakalım tüm islam alemine hayırlı uğurlu olsun ne güzel Rabb'im kabul etsin inşallah ben bir bardak su daha içeyimde niyetleneyim ,inşalalh ..
divane20: abla bizde yuklu var ama abım kendi msnesini giriş yapmiş ondan çıkamıyorum
[b]ŞAH-I URFA MOLLA SEYYİD ABDÜLBAKİ BİLVANİSİ HAZRETLERİ([/b]seyda'(k.s)'nın dayısı)
Araştırmacı yazar:ALPEREN GÜRBÜZER
Not:Seyda hz.lerinin dayısı S.Abdülbaki ile Seyda Hzlerin kardeşi Gavs-ı Sani S.abdülbaki Hz.leri aynı kişiler değil.
Molla Seyyid Abdülbaki Hz.leri Seyda Hazretlerinin dayısı ve halifesidir. İlginçtir Seyda Hazretlerine ilk hocalığı yapan da kendisidir. Öyle ki; Seyda Hz.leri daha henüz üç yaşındayken, Siirt’in Kurtalan kazasına hoca olarak gelip, Seyda Hazretlerine ilk medrese tahsilini vermeye başlamıştır. Evet ilk hoca ve ilk talebe ilişkisi böyle başlar. Derken bu güzel ikili ilerisinin de habercisi olarak birbirlerinden istifade ile Seyda Hz.lerini irşad makamına ulaştırmış, en nihayet dayısını da ona halife kılmıştır.
Molla Seyyid Abdülbaki Hz.leri ise öğreniminin büyük bölümünü Gavs Hazretlerinin yanında görmüştür. Hatta sekiz yıl gibi bir süre de Gavs’ın yanında okuduktan sonra, Molla Muhyiddin’in derslerine üç yıl devam etmiş, ordan da Dilbey’de okumaya koyulmuştur. Dilbey Köyü aynı zamanda Seyda Hazretleriyle göz göze gelmek bakımından önemli kavşak noktasıdır. Çünkü o mekan hem Seyda Hazretlerine, hem de yeni gelenlerin Seyda Hazretleri ile birlikte ders okutmanın beldesi olur. Zaten günlerinin çoğu Seyda Hazretleri ile yer, içer, oturur ve muhabbet ederek birlikte geçirirdi. Hem dayı, hem de hocası olmanın bahtiyarlığını yaşayan Molla Seyyid Abdülbaki Hazretleri hane-i saadetin inci gülüydü.. Böylece Seyda Hazretlerin hayatını yakinen görme fırsatını elde ettiği gibi, irşad yıllarında Seyda Hz.lerinden halifelik almıştır. Bu arada belirtmekte fayda var; Seyyid Fevzeddin Hz.leri babasının (Seyda Hz.leri) vefatının ardından birkaç yıl sonra Molla Seyyid Abdülbaki Hz.lerine intisap ederek halifelik alıp Eskişehir’in Sivrihasar’ın Bilvanis köyüne yerleşip irşada başlamıştır.Seyda Hz.lerinin vefatının ardından feyiz dergisinde yayınlanan dayısı Molla Abdulbaki(k.s)'la yapılan röportaja hep birlikte göz atalım. Bakın Molla Abdulbaki Hz.leri ne diyor:
Seyda Hz. ile ilk defa ne zaman tanıştınız?
M. ABDULBAKİ HZ. : İlk defa Siyanüs köyünden biliyoruz. Orası S. Muhammed Diyauddin Hz.'nin köyüdür. Rusya savaşında Nurşin'den Siyanüs köyüne hicret etmiştir. Orası Veysel Karani Hz.'nin türbesine yakın bir köydür. Dokuz tane gümüş parayı ihtiyaçlarını karşılaması için Abdulhamit Hz. Gavs Hz.'nin dedesine vermiş. İki sene sonra Gavs Hz. Taruni'de 11 sene ikamet etmişti. Seyda Hz. o zaman 3 yaşındaydı. Seyda Hz. 3-7-10 yaşında çok ahlaklı, iyi davranır, arkadaşlarıyla çok iyi geçinir, kimseye hakaret etmez, çok halimdir. Kimseyi de taciz etmezdi. 11 sene sonra Tarun'dan Gavs Hz. Bilvanis köyüne gitti. Bilvanis'te o zaman Gavs Hz. irşad ediyordu. Seyda Hz.'nin yaşı çok küçüktü. Ben (S. Abdulbaki Hz.) Kurtalan kazasına hoca olarak gitmiştim. Seyda Hz. o zaman Dilbe'ye gelmişti. Seyda Hz. benim talebemdir. Ben onun ilk hocasıyım.
Sarf, Nahiv, Şeriat okuyordu. Ben de Gavs Hz.'nin yanında 8 yıl okudum. Sonra Molla Muhiddin Hz. yanında 3 yıl okudum. 14 yıl sonra Seyda Hz. Dilbe'de okudu. Ne kimseyi rahatsız ediyor, ne de kimsenin hatırını kırıyordu. Çok ahlaklı ve çok hoştu. Bir kaç sene sonra Gavs Hz. Bilvanis'ten Kasrik'e geçti. Kasrik'deyken Gavs Hz. köylere irşada çıkardı. O gittiği zaman da ben Gavs Hz.'nin evine geçerdim. Orada M. Raşid Hz.'ne ders verirdim. Ayrıca yeni gelenlere de Seyda ile birlikte ders verirdik. Günlerimiz devamlı birlikte geçerdi. Beraber yer, içer, oturur, muhabbet ederdik. Gavs Hz. köyden çıkınca bazen (5-10-25) gün dışarıda kalıyor, sonra eve geliyordu. Elhamdülillah 7-8 sene sonra Kadir köyüne göçmüştü. Ben de devamlı oraya gelir giderdim. Bir çok ziyaretçileri olurdu. Gelen misafirlere hizmet ederdi. Ne kimseyi taciz ediyor, ne de kimseyi rahatsız ederdi. Çok ahlaklıydı. Bazen de Gavs Hz. M. Raşid Hz.'ne; "Biz ne yapalım. Bu kadar misafir geliyor. Kalabalık oluyor." diye Muhammed Raşid Hz.'ne danışırdı. Bazen de köylerde münakaşa olur, tartışmalar çıkardı. Gavs Hz. onların aralarını bulmak için Muhammed Raşit Hz.'ni görevlendirirdi. Seyyid Muhammed Hz. o köylerin maslahatını yapardı. O kabileleri barıştırıp, geri geliyordu. Köydeki bir şahıs Gavs Hz.'ne çok hakaret yapıyordu. Oradaki ağa da Gavs Hz.'ne "Kurban, onlar size şeriatsızlık yapıyorlar. Müsaade edin biz de bunlara baskın yapalım. " dedi. Ağa böyle deyince Seyda Hz. kabul etmedi. Biz başka bir yere gidelim. Biz hakaret etmeyelim dedi. Gavs Hz. ağaya; "Biz iyililkle milletin geçinmesini istiyoruz. Biz kötülük yapmak istemiyoruz." dedi. Biz başka bir yere gidelim dediler. Oradan Adıyaman Menzil'e göçtüler. Seyda Hz. önce Menzil'e gitti. Orada Menzil'i satın almak için pazarlık etti. Köyü aldı sonra. Gavs Hz.'nin evini oraya götürdüler. Seyda Hz., Hacı Sıtkı ve birkaç kişi pazarlığa gitmişti. Köyün hepsi için para verip aldılar. Menzil'in ilk sahibi (köyü satan adam) iki sene sonra, köyü tekrar almak için geri geldi. Gavs Hz. kabul etmedi. Seyda Hz.'nin komşuları vardı. Onlar köyün yerlileriydi. Seyda Hz. leri o köyde olduğu için birçok menfaatleri vardı. Sofilere mallarını iki katına satıyorlardı. Böyle olduğu halde Seyda Hz.'ne hakaret ediyorlardı. Belki haberiniz olmuştur. Onu öldürmeye dahi kastettiler. Her türlü hakaret ettiler, ellerine birşey geçmedi. Birşey yapamadılar.
Efendim, yeri gelmişken mübareğe yapılan suikastten biraz bahseder misiniz?
MOLLA ABDULBAKİ HZ. : Seyda Hz. adeti bayram namazından sonra Gavs Hz.'nin markadına gider, ziyaret eder, sonra eve giderdi. Bu bayram namazından sonra evine gitmedi. Markattan camiye geldi, kalabalık çoktu. Herkes ziyaret ediyordu. Münafık elinin avucuna bir iğne yerleştirmiş, elini de sarmış, yara varmış gibi. Kimse bilmesin diye yapmış. Seyda Hz. gelmiş, herkes ziyaret ederken, elini sürmüş, yukarıdan aşağı sürünce Mübareğin eline takılmamış, sonra Mübareğin eline direkt vurmuştu. Aşağıdan yukarıya doğru vurdu. Seyda Hz. iğne olduğunun farkına varmış, Seyda Hz. "Bana iğne vuran şu adamdır." demiş, orada çok polis varmış. Hemen yakalayıp, tutuklamışlar, kalabalık, adamın üzerine çöküp öldürmek istemiş. Seyyid Fevzeddin o adamı kimse öldürmesin diye hemen alıp kaçırmış. Yoksa o adamı öldüreceklermiş. Eğer öldürselerdi bunun arkasında ne olduğunu kimse bilmeyecekti. Seyyid Fevzeddin onu Kahta'ya götürmüş. O adama da polisler baskı yapınca o da; ''Biz Menzil'de bir evdeydik, oturduk, plan program yaptık, kararlaştırdık. İlk önce bomba yerleştirmek istedik. O ev sahibi de dedi ki, bu bomba büyüktür, bomba patlarsa bizim evimizi de yıkar. Ama iğne yaparsak sadece kendi ölür diye düşündük'' demiş. Ondan sonra onların tek tek arkadaşları toplandı. Bunu Bekir Mahmut'un oğlu yapmış. ''Hatta bizim yaptığımız getirdiğimiz bomba köprünün altında duruyor'' demiş. Tabii polisler hemen bombayı oradan çıkartıp, etkisiz hale getirmişler.
Efendim Seyda Hz.'nin bir de adaya götürülmesi var. Bunun sebebi nedir? Biraz da bu hadiseden nakleder misiniz?
MOLLA ABDULBAKİ HZ. : Seyda Hz.'ni götürmeden önce Menzil'de bir adam vardı. Bu adam da askeri elbise giymiş. Seyda Hz. ''Bu adam sivil giyinsin''
demiş. Gitmeden bir gün önce idi. Gece vaktinde yatsı namazından sonra millete tövbe tarikat vermiş, herkese tövbe istiğfar yaptırmış, evine gitmiş, sonra askeriye köye gelmiş. Herkese demişler ki; ''Hiç kimse köyden çıkmasın'' diye talimat vermişler. Bir yüzbaşı vardı, elinde telsizle iki saat boyunca devamlı olarak konuşuyormuş. ''Durum nasıl gerektiriyorsa ne kadar istersen asker gönderdik'' diye haber geliyor. Seyda Hz.'ne Hacı Sıtkı'nın dükkanından bir çocuk göndermişler. ''Bak ne var, ne yok'' diye. Askerler çocuğa bile izin vermemişler. Seyda Hz.'ni hanımıyla birlikte almışlar. Seyyid Fevzeddin ben de geleceğim dediği halde onu almamışlar, küçük oğlu Seyyid Abdulgani'yi götürmüşler. Üçünü de almışlar. Bir gece bir gündüz Çanakkale'ye yetiştirmişler. Sabaha kadar da köyden kimseyi çıkarmamışlar, kimseyi de içeriye almamışlar. 400 kişi sabaha kadar kimlikleriyle kontrol edildi. Bunların 100 tanesi kadınlardandı. Seyda Hz.'nin Çanakkale'ye çok rahat olarak gittiğini ertesi gün Seyyid Fevzeddin diyor. Seyyid Abdulbaki Hz. aynı Seyda Hz. varmış gibi hizmete devam edip, herkesin ekmeğini ve çorbasını vermiş. Albay bu manzarayı görünce çok hoşuna gitmiş. Bir ay boyunca böyle devam etmiş. Bu arada köye giriş çıkışlar yasak. Oradaki askerler de çorbadan içmişler. Ben de oradaydım, 15 gün sonra Menzil'e yakın bir köye eniştemin yanına gidecektim. Çıkarken askerler kimliğime bakıyor. Bunun soyadı Erol, bu Seyda'nın akrabası diye şüphelendiler. Sonra da salıverdiler. Seyda Hz. için ada, ilk üç ay sıkıntılı olmuş. Adaya da kimseyi almıyorlar. Kimse de adadan dışarı çıkmıyor. Çocuk Seyyid Abdulgani bile dışarıya çıkmıyor. Bazen arasıra izin veriyorlar, o da gayri izinsiz olarak. Evin ihtiyacını götürüp tekrar geliyor. Üç ay sonra Seyyid Abdulgani serbest oldu. Artık istediği zaman girip çıkabiliyor. Orada da bir otel var, otelin sahibi Siirtli. Seyda Hz.'ne oteli tahsis etmişti. Artık Seyda Hz. otelde kalıyordu. Seyda Hz.'ni ilk ziyarete giden Hacı Sıtkı'yı, gemiye binerken kontrol etmişler. ''Senin soyadın Erol'dur. Sen boşuna karşıya gitme, yani adaya geçme. Seni kesinlikle görüştürmezler. Sen geri git.'' diyorlar. Hacı Sıtkı da başçavuşla münakaşa yapmış. ''Mümkün değil ben illaki gideceğim'' demiş. ''Sen gidip ne yapacaksın'' demiş asker. ''O benim hocamdır. Biz çok aciz olduk, yolu yok ben onu göreceğim'' demiş. Başçavuş da git ama göremezsin demiş. Hacı Sıtkı gitmiş, orada Siirtli Kodeb İsmail var, onun dükkanı var orada. Dükkan da Seyyid Abdulgani ile birlikte oturuyormuş. Orada Hacı Sıtkı'yla birlikte oturmuşlar. Hacı Sıtkı, Seyda Hz. hakkında malumat almış, hatırını sormuş. İhtiyacı olup olmadığını sormuş. Menzil'den haberler vermiş. Konuşurken de başçavuş oradan geçmiş, onları görünce çok kızıp sinirlenmiş. Kan beynine sıçramış. Seyyid Abdulgani hemen oradan kaçmış. Hacı Sıtkı bir gün orada kalmış. Göremeden geri gelmiş. O zaman Seyda Hz. otele geçmemişti. Otele geçince Elhamdülillah rahatladı.
İkinci defa ziyarete ben, Hacı Sıtkı, Seyyid Muhammed Fettah'la birlikte gittik. Orası biraz kolay ve rahattı. Gemiye binerken oradaki başçavuş H. Sıtkı'yı tanıdı. Onun kimliğini hiç almadı. Benim kimliği de geç bıraktı. Çanakkale'den adaya telefon açtık. Seyyid Saki'de adada bizi taksiyle bekliyordu. Eşyalarımızı arabaya koyduk. Hatta bizi araba birden kaldırmadı. Hacı Sıtkı ben burada kalayım siz gidin dedi. Seyyid Muhammed Fettah kabul etmedi. Siz gidin be burada kalırım dedi. Onu bırakıp biz gittik. Otelin önüne geldiğimizde Seyda Hz.'nin oğlu Seyyid Abdulrakib oynuyordu. Emniyete kadar gittik, kimliklerimizi teslim ettik. Yazı yazdılar, sonra geldik. Seyda Hz.'nin yanına vardık. Seyda Hz. ikindi namazından sonra adettir, Kur'an okur, hiç hatmesini, Kur'anını da bırakmamış. Bizi görünce güldü, tebessüm etti. Biz de daha ikindiyi kılmamıştık. Seyda Hz. ''Siz öbür adaya gidin. Ben okuyayım sonra gelin'' dedi. Yani önce namazı kılın sonra gelin demek istedi. Biz namazı kıldık, Mübarek de Kur'an okudu. Sonra ziyaretimizi yaptık.
Gavs Hz.'nin M. Raşid Hz. hakkında söylediği sözler var mıydı?
MOLLA ABDULBAKİ HZ. : Gavs Hz. ona halifelik verdi. Seyda Hz.'ne teveccüh izni vermiş Kadir'de. Seyda teveccüh yaptırdı. Gavs Hz. hayattayken ayrıca onun yolunu Seyda Hz. devam ettirdi.
Efendim, halifeliği nasıl aldınız, biraz anlatır mısınız?
MOLLA ABDULBAKİ HZ. : Halifelik kendiliğinden değildir. Halifelik bizzat Allah Resulü'nün işaretiyle verilir. Bütün sadatlar karar verip, öyle verirler. Hatta Gavs Hz.'ne kadar bütün sadatlardan işaret gelir. Seyda Hz. sonra karar verir. Bu halifelik ihlasla muhabbetle sağlam bir itikatla olur. Eğer tek bir mürşidin elinde olsa onu evlatlarına da verir. Bu amelle, tastikle, ihlasla olur. Önce Peygamber Efendimize sonra sadatlara daha sonra da mürşide gelir. Ne zaman verileceği belli olmaz, kişinin elinde olmadığı için bazen bir senede bazen on senede verilir. Kişinin kendi elinde değildir. Bazen de 20 sene çalışır, alamaz, bu Allah'tandır. İlk önce Molla Seyyid Yusuf halifelik aldı, sonra Seyyid Abdulbaki Hz. ile ben halifelik aldık. Sonra Molla Yahya, Molla Muhammed, son olarak da Molla Ahmed halifelik aldı.
Seyda Hz. 'nin sofilere ne gibi tavsiyeleri vardı?
MOLLA ABDULBAKİ HZ. : Her zaman şeriata muvafik olunuz. Her zaman Peygamber Efendimizin eserlerine sahip çıkınız; namaz, oruç, gibi. Kötü alışkanlıkları terkediniz. İçki içmek haramdır. Dikkat edin, namahrem kadınlarla oturup, kalkmayın, bunlar haramdır. Bunlardan kendinizi men edin. Sofiler vazifelerine devam etsinler. Sadatlara fatiha hediye etsinler. Hatmelerini yapsınlar, virdlerini çeksinler ve rabıtayı yapsınlar. Mümkünse cemaatle namaz kılsınlar. Seyda Hz. hacca giderken kendisi ile beraber gittik. Yolda bile hatmeyi bırakmadı. Taksiler hepsi toplanıp halka oluyorlar, biz de arabaların ortasına oturup hatmemizi yapardık. Hiç hatmesiz kalmadık. Her ne durumda olursa olsun hatmemizi yapıyorduk. Yalnız Medine garajındaydık, orası çok kalabalık müsait bir yer yoktu. Orada hatme yapamadık. Ertesi gün de Pazartesi günü biz Ravza'ya geldik. Seyda Hz. ''Peygamber Efendimiz Pazartesi günü dünyaya geldi. Bundan sonra her gün hatmemize devam edeceğiz'' dedi. Oradan bir konak kiraladık. O konakta yatsıdan sonra mutlaka hatmemizi yapardık. Mübarek orada da irşada devam etti. Birçok kişiye tarikat verdi. Elhamdülillah çok iyi oldu.
Peygamber Efendimizin Kabri Şerifinde bile tarikat verdi. Biz de talimatlarını veriyorduk. Hacdayken biz Peygamber Efendimizin Ravzası'ndaydık. Seyda Hz. öğle namazından sonra kendisi hiç dışarı çıkmıyordu. Biz bir gün teneffüs yapmak için çıktık. Biraz hava almak için. Kendisi bundan haberdar olmuş; ''Bizim elimize her zaman böyle bir fırsat geçmiyor. Biz onun için burada bu saatlere kadar oturuyoruz.'' diye haber gönderdi. Biz de onun yanından ayrılmadık. Seyda Hz. bana bizzat talimat vermedi. Ama ben onun tavsiye edeceğini zannederek söylüyorum. Sofiler zamanlarını iyi değerlendirsinler.
Efendim, ne gibi tavsiyeleriniz var?
MOLLA ABDULBAKİ HZ. : Benim tavsiyem sofiler biribirlerine edepli davransınlar, birbirlerine saygı göstersinler. Merhametli olsunlar, bu onlar için menfaatlidir. Saygılı, edepli ve merhametli olacak sofi. Şah-ı Nakşibendi Hz. buyuruyor ki; ''İnsan kendi nefsini kafirden daha aşağı olarak düşünecek''. O kafir bir gün dönerse ne kadar günahları isyanları varsa onlar hep mükafat olacak. Müminin ise önemli olan son nefesidir. Hatta Gavs Hz. ve Seyda Hz.'nin tavsiyeleri vardır: İnsan tarikata girdiği zaman onun çok ahlaklı, çok iyi olması gerekir ki, dışarıdaki insanlar onu görüp onun ahlakından etkilensinler. Bakacaklar ki bu insan önceden nasıldı şimdi ise nasıl. Demek ki tarikat çok güzel, biz de tarikata girelim, diyecekler. Gavs Hz. ve Seyda Hz. buyurdular ki, ''Hicaz'a gidenler var ya, onlar amel ve taat çok yapsınlar. Çünkü millette bu hacca gitmiş ve bu kadar çok ibadet, taat yapıyor. Biz de Hicaz'a gidelim, belki biz de gidenler gibi oluruz derler. Yani insanları hayra sevk etsinler. ''
Efendim, biz bu vesile ile bütün Türkiye'yi dolaşıyoruz. Çalışmalarımızı nasıl buluyorsunuz?
MOLLA ABDULBAKİ HZ.: Eğer Allah için geziyorsanız, Allah kabul etsin. Allah bunun mükafatını versin. Bu kadar millete sohbet ediyor, dolaşıyorsunuz, irşad ediyorsunuz, insanların hidayetine vesile oluyorsunuz. Bunlara sebep olan ne kadar ecir ve sevap kazanırsa bu yolda çalışanlar da onun kadar sevap kazanacaklar. Resulullah Efendimiz buyuruyor ki: ''Ameller niyete göredir'' İnsan ne niyetle yaparsa onu kazanır. Niyeti Allah içinse çok menfaatli olur. İnsanlar sohbetle, sadat'ın bahsi ile sâdât'a muhabbetli oluyorlar. Bundan dolayı çalışan çok kazanır. İnsan ne yaparsa Allah için yapsın.
Mevlana Halid (k.s.) dünyasını değiştirmeden, vefat etmeden önce ''Zenginlerde hakkım var, her zengin kurban kessin. Fakirler de bana Kur'an okusun'' diye vasiyet etmiş. Mevlana Halid (k.s.)'ın bir halifesi de sormuş, Efendim siz o kadar muhtaç mısınız ki? Mevlana Halid (k.s.) ''Vallahi ben bir Fatihanın okunmasına bile muhtacım, az değil, çok muhtacım.'' Elhamdülillah, Allah muvaffak etsin. Allah kabul etsin. Allah selamet versin, Allah muhafaza etsin, inşallah.
KAYNAK:FEYİZ DERGİSİ
_________________ Herdem canlar yeniden doğar..
En son Alperen tarafından Pzr Tem 22, 2012 10:35 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
sitedeki tüm arkadaşlar ben cuma günü mubarek abdülbaki hz den tövbe aldım buradaydı sakarya da ve çok mutluyum bu yolda olan herkezden allah razı olsun
Allah daim ve mübarek etsin kurban bizlere dua edin inş,,,, bu sevindirici haber için Allah sizden razı olsun ,,,,Allah ım dostlarının himmetini hiçbir zaman üzerimizden eksik etmesin inş,,,,,,
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız