Giriş Yap
Üye Adı
Şifre
Mini Sohbet
MehmetSezginler: Bugün 23 Nisan, Herkes tatilde anlaşılan
MehmetSezginler: Bugün 23 Nisan,
by_mostar: aleykümselam
yaramaz1: aleyküm selam
Farandagli: Selamün aleyküm kardesler
Farandagli: Selamün aleyküm kadesler.
safsofi: birbirinizi Allah için sevin ve Allah için bugz edin.
safsofi: KİSİ SEVDİGİ İLE BERABERDİR. S.A.V
By_Niko: Selamun Aleykum.
atilla27: selamun aleyküm ALLAHIN SELAMETİ ÜZERİMİZE OLSUN
MehmetSezginler: HASTANİZİN DURUMU NASIL ? İYİDİR İNŞAALLAH.
MehmetSezginler: SELAMÜN ALEYKÜM. NASILSIN EMRE ?
MehmetSezginler: SELAMÜN ALEYKÜM. NASILSIN XANA05
MehmetSezginler: ÇOK ŞÜKÜR
Selimi: SİTE SAKÎNLERİNE MÜJDE. KÜFÜRLÜ MESAJLAR VE PROFİLLER SİLİNDİ.
uveys26: NE ZAMAN Kİ HAK MUHABBETİNİN YERİNİ SİYASİ TARTIŞMALAR ALDI İŞTE O VAKİT İLAHİ ORG İLAHİYATINI KAYBETMEYE BAŞLADI MANEVİ FAKİRLİĞİN İÇİNE DÜÇAR OLDU NE YAZIK VE NE KÖTÜ...
kadirdeli: nasılsınız
Darultebligat: Aleykum selam sizede hayırlı günler
kadirdeli: selamun aleyküm. hayırlı günler.
atilla27: bu nasıl soru tabiiki hpimiz ALLAHA iman edip ona inanıyoruz
siyah-6: allaha inanan kaç kişiyiz
siyah-6: mehmet ordamısın
siyah-6: bisey sorabilir miyim arkadaslar
siyah-6: sa
by_mostar: aleykümselam
emre1314: Aleykümselam
MehmetSezginler: SELAMÜN ALEYKÜM
emre1314: Sabırla yola devam siteden soğumayalım zamanla daha güzelleşir inşallah
emre1314: aleykümselam
supermaus: namaz
safsofi: arsultan hakli bende çok doğdum siteden eskiden cikmazdim nerdeyse. arsultan ablanim attigi URL de biir adam çok çirkin küfürler yazmis adamin profili bile küfür ve çok oluyor bunlar boylelerini üyelikleri derhal iptal edilmeli küfürlü yazılar şilinmeli adminleer görevlerini yapmiyorlar
Selimi: SELAMÜN ALEYKÜM. NASILSIN EMRE ?
Selimi: ADMİN ARANIYOR. NUKRO ARANIYOR. NUKRO, BYMOSTAR, BAYRAM NERELERDESİNİZ ?
Selimi: ADMİN ARANIYOR ! NUKRO ARANIYOR ! ARA Kİ BULASIN.KİMSENİN BAKTIĞI YOK. SALDIM ÇAYIRA MEHMET, MEVLÂM KAYIRA MEHMET !
arsultans: yanlış anlaşılmasın sakın benim rahasuızlığım lkinkini verdiğim konunun mesaj sahibidir daha öncede bir kaç kez silipo ikaz etmiştim,uyarılarım dikkate alınmadığı içişn siteden ayrılma kararı aldım ,kimse üstüne alınmasın...
arsultans: adminlere sesleniyorum neden arasıra çıkıpta siteyle ilgilenmiyorsunuz bu siteye ayıracak 5 dakikaızda mı yok,küfürbazların durağı oldu yazık bunca emek ve hassasiyetebazı pislikleri uyardığım halde umursamıyorsunuz ben kendi başıma çaresiz kaldım silmekten usandım ama sizler bu pislikleri görmememkte kararlı davranıyorsunuz,maale sef internetimde soruyn olduğu için bütün çabalarıoma rağmen bu terbiyesizliği gideremedim,herkes özellikle benim yazı ve paylaşımlarımı beğenmeyenler rahat olsun ben bu sorumluluğu taşıyamayacağım,burda ki güzel insanlarada kolay gelsin diyorum haklarını helal etsinler varsa herkese hakkım helal [URL]
arsultans: aminnnn,cümle islam aleminin inşallah...
yaramaz1: ELLAH kabul etsin inşallah
yaramaz1: dua et
arsultans: Allah iyiylik versin kardeşime ,müsaaden olursa namaz vakti..
yaramaz1: idare eder
arsultans: hamdolsun iyiyim sen nasılsın bakalım..
yaramaz1: nasılsın baki
yaramaz1: bekliyem haaaaaaaa
arsultans: aleykümselam ,hayırlı akşamlar..
yaramaz1: selamun aleyküm
arsultans: [URL]
arsultans: adminlerden biri burda olsaydı...
arsultans: benim bilgim yok denecek kadar az bu konuda ,kusura bakma yardımcı olamayacağım ...
arsultans: Allah kolaylık versin inşallah,Allaha emanet ol kardeşim...
Sohbet arşivi >>

Üyeler sohbet edebilir.Lütfen
Giriş Yapın ya da Üye Olun
Menü
 Anasayfa
 İndirme
 Forumlar
 İlahiler
 İslami Filmler
 Tasavvufi Yazılar
 İslami Yazılar
 Hatim Bölümü
 Oyunlar
 You
 Üye Profiliniz
 Üye Mesajlarınız
 Üye Listesi
 Üye Olun
 Bizi Önerin
 Bize Ulaşın
Popüler Konular
En Popüler Konular (Sayfa 1)
En Popüler Konular (Sayfa 2)
En Popüler Konular (Sayfa 3)
En Popüler Konular (Sayfa 4)
En Popüler Konular (Sayfa 5)
En Popüler Konular (Sayfa 6)
En Popüler Konular (Sayfa 7)
En Popüler Konular (Sayfa 8)
Arşiv
İlahi Sözleri
Programlar
Videolar
İslami Paylaşım
Resimler
Sahabeler
İslam Büyükleri
İslam Tarihi
İlmihal
Şiirler
Hikayeler
Dosya Paylaşımı
Komik Yazılar
Fıkralar
Havadan Sudan
Mental Aritmetik eğitmenler ve akademisyenler tarafından oluşturulmuş bir beyin geliştirme programıdır. Devamını Görmek için: Mental Aritmetik
ilahi.org :: Başlığı Görüntüle - Gönül Bahçesi
Gönül Bahçesi
ilahi.org Forum Ana Sayfası » İslami Paylaşım
SSS Arama Üye Listesi Gruplar Profil Giriş Özel mesajlarınızı kontrol etmek için login olun

Konu: Gönül Bahçesi

Nerdesin??? <-- Önceki Konu |

| Sonraki Konu --> Uzaklaştığımız Yakınlarımız






Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder   
Gönül Bahçesi
Ensarlar
Moderatör
Moderatör



Kayıt: May 17, 2009
Nereden: Hakkari
Mesajlar: 9824
Haftalık Puan: 0
Gönül Bahçesi
Tarih: Cmt Mar 06, 2010 2:18 pm

Her zaman yapıcı olun. Dedikodudan, fitneden, kötü zandan kaçının, kusur aramaktan sakının. Kusur zannettiğiniz olaya akıl ermez. Allah dostları, Hızır Aleyhisselâm gibi arkadaşlık eder. Bazen Hızır gibi davranır, davranışlarına akıl ermez. Sebepsiz yere bir gemiyi batırır, zalim dersin. Hazreti Musa Hızır’la gezmeye bir gün bile dayanamıyor. Bu yüzden sen bir an önce olgunlaşmaya bak. Neden, niçin, nasıl oluyor diye kurcalama.


Şems, Mevlâna ile tanışıp bir müddet onunla yaşadıktan sonra dedikodudan, fitneden bunalıp Şam’a kaçmıştı. Mevlâna çok üzüldü ve O’na dönmesi için hasret dolu mektuplar yazmaya başladı. Sonunda Şems O’na şöyle cevap verdi: “Biz sana güzel yüzümüzü gösterdiğimiz için bu kadar hasretle çağırıyorsun. Bir de bizim çirkin yüzümüz var ki görsen katlanamazsın. Bu sefer gelirsem sana onu gösteririm.” Buna rağmen Mevlâna yine ısrarla çağırmaya devam etti ve Şems Konya’ya geri döndü. Mevlâna, Şems’in çirkin yüzünde manaların en derinine daldı ve birbirinden güzel eserler verdi. Onun için Mevlâna da yazdığı eserler hakkında diyor ki: “Bizim eserimizin sözlerine takılanlar dinden imandan uzaklaşır, manasına erenler ise Hakk’a, hakikate kavuşur, mest olur.”


Bu nedenle, Hak dostlarıyla yakın olanlar, onlarla dostluk yapanlar, onların yanlış gibi görünen sözlerine ve hareketlerine, yani çirkin yüzlerine takılıp maneviyattan uzaklaşmamalıdır. Aksine, o yanlış görünen davranışlarında çeşitli manalar görüp, ne gibi hikmetler gizli olduğunu araştırmalıdır. Onlar size yanlış davranarak, sizi daha büyük yanlışlar yapmaktan kurtarırlar. Yani kaderde düşmek varsa uçurumdan düşüp parçalanacağınıza, sizi sandalyeden itip düşürürler. Anlayan için bu sözlerimizde çok özel manalar gizlidir.


Tasavvufta büyük söz söylemeyelim. Büyük sözler söyleyerek büyüyeceğimizi zannetmeyelim. Büyümek istiyorsanız, yere kapanın, toprak olun, aşağıların aşağısına inin. Yükselmek istiyorsanız, alçalın, âciz olun. Güçlenmenin sırrı; kuvvetsiz, kudretsiz olmaktır. Yere kapanmak, yok olup hakikat secdesi yapmaktır.


Aklınla yol kesici olma! Aklına yatmasa da, gönlüne uy! Gönül adamı ol! Gönlündeki doğuş, senin nasibindir.


İki aşk vardır: Biri aklın aşkı, diğeri gönlünün aşkı. Allah’ın aşkına talip oluyorsun; ama aklına uysun istiyorsun. Olmayınca da bocalayıp duruyorsun. O, aşkı, lâyık gördüğü şekilde yaşatır. Hatta sana ters gelecek şeyler yaşatır. Önce senin çürük imanını yıkar, sonra yeniden kurar. Her durumda Hakk’ı sevmeye devam et, korkma! Eğer sen samimiyetle teslim olduysan Allah seni korur. Kendi istediğini yaşatır.


Hakk’ı görende iman kalmaz. O zaman gayb (görünmeyen) kalmıyor ki iman kalsın. İman, gaybı kabul etmektir. Gözünle görmediğinin, elinle tutmadığının var olduğuna, en az kendi varlığına inandığın gibi inanmaktır. O’nu görüp duydun mu, imanın gider, ispat bulursun. İmansız âşıklara dahil olursun! Mevlâna’ya, Yunus’a benzersin. Mevlâna: “Biz, aşk yüzünden imansız olduk,” derken bunu kastediyor. Yoksa ifade edilen, Hakk’ı inkâr değildir.


Herkesin manevî hayatı ayrıdır. Senin maneviyatın daha yaşanmadı. Zamanla yaşanacak. Gönüldeki aşk bandını duydukça. Herkesin kalbinde yaratılıştan gelen bir kayıt, bir video bant var. O bandı; muhabbet, ilâhî aşk açmaya başlıyor. O bant başlıyor dönmeye ve sen o bandı dinliyorsun. Aşk hayatın açığa çıkıyor. Bant okunuyor. O kayıt okundukça manevî taleplerin ortaya çıkıyor. Onları yaşamak istiyorsun.


Hak kapısına girince, “Ne istiyorsun?” diye sorarlar. Başlangıçta ne istediğini bilemezsin; ama “Bunu iste,” denmez, herkesin istekleri kendi gönlünde kayıtlıdır. Hak dostu senin duymanı, senin talepte bulunmanı, senin duyduklarını yaşamanı ister. Kendin de hayrette kalırsın. “Allah Allah, benim böyle taleplerim varmış!” dersin. O güne kadar düşüncende olanlara benzemez bunlar...


Her hâl, bir taleptir. Sonra o hâllerine, isteklerine göre manevî cevaplar verilir. O hâlleri yazın. O yazdığınızı bir bilene anlatın. Bir rüya görürsün, akıl dışı bulursun, kendine sansür koyarsın. Kendi yolunu kendin kesersin. O hâller sadece bir manevî dosta açılır. Hâlini ona tercüme ettirmiş olursun. Buna Tercüme-i hâl denir. O, bir cevap verir. O cevabı alırsın, hazmedersin. Tam tatmin olmadan ikinci hâle geçemezsin. Bu hâller genellikle akla uymaz. Eğer akıl, yaşanan birinci hâli inkâr ederse, ikinci hâle geçilemez. Sonra ikinci hâl, ikinci talep başlar. Bir hâli çok sevip de ondan ayrılmak istemezsen, orada döner durursun. Geçmek lâzım, devam etmelisin. Ne yaşarsan yaşa, hâlden hâle geçmedikçe yola devam edemezsin. Hâlden hâle çeviriyor. Dolaştırıyor yine, seni kendine veriyor. Seni senden alıyor, kendini sana veriyor. Kendinden geçip O’nunla O’na bakan da sen oluyorsun.


Bir nazarda kalmayalım, gel dosta gidelim gönül. Gönlünle gideceksin! Gönülle gitmezsen, hep şüphede olursun. Israrla, zorlamayla olmaz. Akıl yine soruyor: “Nasıl oluyor?” diyor. Aklınla, yaşadığın hâlleri inkâr edersen, gönlünün taleplerine kavuşamaz, başka bir hâl yaşayamazsın. Aklın, gönlünün yolunu keser.


Mekke’de yaşadığım ilginç bir olayı anlatayım: Tavaftan çıktık, gözüm birine takıldı, aklım başımdan gitti:


“Gel buraya âşık!” diye bağırmışım. Geldi, önce anlaşamadık. Sonra ingilizce konuşmaya başladık.


“Beni mi çağırdın?”


“Evet” dedim. Başladım anlatmaya... Dinledi, dinledi... Ağlamaya başladı ve:


“Sen beni bilmiyorsun. Ben seni bilmiyorum. Bu nasıl oldu?” dedi.


“Allah istedi!” dedim.


“Ne zaman gideceksin?”


“Yarın” diye cevap verdim. Gözünden yaşlar akıyordu. Akşam oteli aradı:


“Gelebilir miyim?” dedi. Geldi, yine sohbet ediyoruz, artık iyice kaybetti kendini, başladı yaşadıklarını anlatmaya. Memleketinde bir rüya görmüş:


“Ben, o rüya üzerine geldim umreye,” dedi. Rüyasında da, aynı yaşadığımız gibi, Kâbe’deyken birisi onu çağırıyormuş. “Âşık!” diye sesleniyor ve ardından sohbet ediyormuş. Yani, rüyasını yaşamış oldu. Uzun uzun aşkı anlattık. Aşk ile mest oldu.


Herkes kendi hâliyle gider Hak yolunda. Maneviyatta, hadi şu hâli yaşayın, denmez. Hâl, Allah tarafından gelir. Aklın bunu düşünmesiyle olmaz. Allah istemezse hâl yaşanmaz. Düşüne düşüne olursa, hayal olur, vehim olur. Hayal, güçlü düşüncenin ürünüdür. Daha da güçlenirse vehim olur. Görüntüler oluşur. Halisilasyonlar görülür. Bu, gerçek değildir.


İncil, Tevrat, Zebur, Kur’an... Dört Kitabın manası saklıdır bir Elif’te. Elif, Âdem içinde; Âdem, Elif içinde. Elif birdir, tektir. Elif, teklik içinde; teklik, Elif içinde. Elif, “A”dır. Elif, ahadiyetin içinde; ahadiyet, Elif içinde. Ne varsa “Ahmet”de, ahadiyette var. Elif, “Ahmet” içinde; Ahmet, Elif içinde!


Yunus Emre hangi devirde yok oldu ki! O kıyamete kadar devam edecek. Yunus Emre, sevginin, barışın, birlik ve beraberliğin sembolü. Yunus: “Uyanalım, bu dünya kimseye kalmaz,” diyor.


Her yaratılanı sevmek zorundasın. İnsanların fiili kötü olabilir; ama o fiili bırakırsa belki senden makbul olur, hor görmeyelim. Yaratıldığı için sevelim. Kötü yola düşmüştür, hakir görmeyelim. O fiili bırakır, senden iyi oluverir. Fitneci olmayalım, toplum barışını bozmayalım. Sevelim, barışa hizmet edelim.


Yunus Emre diyor ki, ayırımcılık olacaksa, mezhebini bile söyleme. Mezhep, içtihatlardır, bir âlimin bilinmeyen konulardaki detaylı görüşleridir. Biz ne yapıyoruz? Detayı, ana esas yapıyoruz.


Şu memlekette sünnî, gerçek sünnî olsa; alevî de gerçek alevî olsa, ayrılık kalmaz. İkisi de aynı olur. Sonuçta Hazreti Ali’yi sevmeyen var mı? Hazreti Ali’ye uysa herkes, aynı olup; Hazreti Muhammed’e uymuş olur.


İnsanların gönlü kararınca, yüzü de kararır. Esmer demiyorum, beyaz tenli de kara olabilir. Gönül kirlendi mi yüz kararır. Gönülden geçen her türlü kötü düşünce gönlü mahveder. Gönlümüzü, çok pişmanlık duyarak temizleyelim. İnanan herkesin gönlünü arındırması gerek. Gönül yeterince temizlenince, Allah o gönüle konar. İşte, o gönlü yıkarsan, Kâbe’yi yıkmış olursun!..


Maneviyat olursa, hanım da hoş, evlât da hoş, hayat da hoş gelir insana. Maneviyat olmayınca hepsi boş gelir. Maneviyat, insanlık ilmidir.


Ben bazen beylerle konuşuyorum; kimi hanımdan dertli, kimi evlâttan. Yani sonunda her şey dönüp dolaşıp tek bir noktaya geliyor, şu hayatın bir tadını çıkarsak, diyor herkes. Nasıl çıkaracak, onu da merak ediyorum! Dünyanın tadını çıkarmayı biz bulduk, çok şükür. Dünyanın tadı, ruh dostluğuyla çıkar!


Kendiniz yaşayın, kendiniz görün. Her hâlin bir sonucu vardır. Yaşayacağını yaşa, sızdırma. Sızdırmaya başlayınca hâlin durur. Yaşadığın bir olaydan dolayı, içinde övünme hissi duyma, fark edilmeye çalışma. “Ben bunu yaşıyorum, kimseye fark ettirmiyorum, bir söylersem şaşırırsınız!” deme. İçimizde bir içgüdü var, hissedilmek istiyor, ayrıcalıklı olmak istiyor. Hakk’ın övgüsü yetmiyor mu? Halktan itibar görüp, halka bilinmek ne demek? Neden Hak ile hemdem olmuyoruz? Neden Hakk’ın övgüsüne mazhar olmayı dilemiyoruz! Kendi iç âlemimizde mutlu olmayı bilelim. İçinde mutluluğu bulamayan, dışarıda hiç bulamaz.


En güzel sohbet, söylerken yaşamak, dinlerken yaşamaktır. Bu sohbet, insanı değiştirir. Allah yolunda, birini biriyle kıyaslamak doğru değildir. Gönlün kimden alıyorsa, dostun odur. Başka nasibin yoktur. Başka birisi de verimlidir, ama sen alamazsın.


Olayların çığırından çıkması, aşırı mübalağa ile oluyor. Allah bizi, yapımızdan gelen olumsuzluklardan, sinirden, asabilikten, tez canlılıktan, düşünmeden hareket etmekten korusun. Aklıselim, kalbiselim eylesin. Huzurlu etsin.


Senin sana yaptığını hiç kimse yapamaz, senin içini hiç kimse kemiremez. Mideni kim kemiriyor? Ciğerlerin nasıl hasta oluyor? Bütün hastalıklar stresten oluyor. Kendini yeme, kendini bitirme. Kendi kendinin dostu ol...


Hak dostu arı, siz de çiçekler gibisiniz. Arı, rengârenk çiçekleri dolaşır. Onun görevi, çiçeklerdeki özü toplamaktır. Bu arının kovanı, gönüldedir. Arı bütün çiçekleri dolaşır, topladığı özü alıp kovana götürür. Ana arı da şöyle bir gelir, üzerlerinden “Huuuu...” diye titreyerek bir tur atar. Geçtiği her yer tek renge döner, bal rengi olur, Muhammedî tekliğe bürünür.


Tefrika yapmayın... Tefrika ne demek? Ayırımcılık yapmak... Yani mukayese peşinde olmayın. “O mu benden yakın, ben mi?” demeyin. Sizin sonunuz aynı olacak. Biz aynı olun diye uğraşıyoruz, siz ayrı olmaya çalışıyorsunuz!..


Ne güzel giderken, ne oluyor size de nefsinizin eline düşüyorsunuz? Tembellik neyse de, bu hırçınlık neden? Kalp kırmaktan korkalım. Ben, kalp kıran birini görünce dayanamıyorum. O gönülde Allah varsa, orası Kâbedir, aman yıkmayın!


Bazıları yakındır, uzak kalır; bazıları uzaktır, yakın olur. Siz, aradaki mesafeye uzaklık demeyin, gerçek yakınlığı bulun. Şeklin, mesafenin, zamanın tutsağı olmayın. Özgür olun; mesafeden, zamandan kurtulun. Mekâna bağlı olmayın, mekândan kurtulun. Ağırlaşın, ağır başlı olun. Ağırbaşlı olmadan hafifleyemezsiniz. Ne kadar ağırbaşlı olursanız, o kadar hafiflersiniz, ayaklarınız yerden kesilir, semaya yükselirsiniz.


Öğrendiğiniz bilgileri tatbik etmeden taşımak, boş hamallıktır. Bu dünyada hamal olmayalım, ilmiyle yaşayanlardan olalım.


Açgözlü olmayalım, aç gönüllü olalım. Gerçeği yaşayan irfan sahibi olalım, gerçeği yaşatalım. Gerçeği; ancak yaşarsan yaşatabilirsin. İstersen bütün aşk kitaplarını oku, ezberle, âşık olmadıkça aşkı anlatamazsın. Yanmadan yakamazsın. Bir kibrit bile, ocağı yakmak için önce kendi yanıyor. Birini yakmak için önce kendini yakman lâzım; ama az, ama çok. Ormanları bir kıvılcım yakıyor. Senin ateşinin büyüklüğü önemli değil, önemli olan yakmak. Bir kıvılcım ol, bir kibrit ol, yak.


Yaşamadan değişemezsiniz. Yaşamak, şahadetle başlar, inançla başlar. Allah’ın birliğine, Hazreti Muhammed'in O’nun Resulü olduğuna şahadetle başlar. Sonra emre uymakla devam eder. Namaz kılarsan yaşamış olursun. Oruç tutup nefsi terbiye edeceğiz, açların hâlinden anlayacağız. Sonra zekat verip, fakirlere yardım edeceğiz. Hacca gidip elçisinin evini ziyaret edeceğiz, “Bizi Allah’ın evine götür,” diyeceğiz. Kâbe’de Allah’ın kapısının önünde duracağız. Allah’ın evine değil, Allah’a secde edeceğiz. Namaz kılarken oraya dönüyoruz, Allah’ın evine dönüyoruz. İnsanın en kıymetli yeri, yüzüdür. Orada yüzümüzü yere koyuyoruz. O’nun büyüklüğünü, kendimizi küçülterek tasdik ediyoruz.


Manevî yolda ilerlemek istiyorsun; ama aklımla gideyim, diyorsun. Aklın yol gösterici olamaz. Eğer aklın yol gösterici olacaksa; Resul’e, mürşide ne ihtiyaç kalır! Aklın seni alır götürür. Akıl, dosttur; ama gönlü dinlerse. Eğer gönlünü dinleyen bir aklın varsa, aklına uy. Ama gönlünü dinlemiyorsa, boşuna aklın peşinde dolaşma. Bir Yunus, bir Mevlâna, bir Hacı Bektaş Veli gibi Hak dostu bul, onlardan gerçeğin yolunu öğren.


Uyanık olalım, koruyucu olalım, yobaz olmayalım. Ne inançlı yobaz olalım, ne de inançsız. İnançsız yobazlar da çok. İnsanların inançlarıyla alay edip onlara baskı yapıyorlar. İnsanları kötülüklere karşı koruyalım.


Din, tehlike değildir. Allah’ın yolu, en güzel güvencedir. Üç-beş sahtekâr çıkarak dini lekeleyemez. Yanlış yapanları savunmayın. İmanı güzel olan, yanlış yapmaz.


Ali’den olmak, O’nu sevmek, O’nun yolunda gitmek ne demektir? Ali’nin yolu kimin yoludur?


Bir alevî, yani Ali’yi seven arkadaşım vardı. Alevî olduğunu bilmediğimi zannediyormuş. İş için Almanya’da seyahat ediyorduk. Yolda birden arabayı sağa çekti, döndü ve bana dedi ki:


“Artık saklayamayacağım. Başkasından duyma, kötü olur, benden duy. Ben alevîyim.”


Ben de:


“Yok kardeşim, sen alevî değilsin!”


“Evet, yemin ederim alevîyim!”


“Pekiyi, Alevî ne demek?” dedim.


“Hazreti Ali’nin yolundan giden, demek.”


“Ama senin Hazreti Ali ile ilgin yok.”


“Niye?” dedi.


“Kabul et, senin inancın çok zayıf, Hazreti Ali’ye hiç uymuyorsun. Allah’a inanıyor musun? Senin tarifine ben uyuyorum, o zaman sen değil, ben alevîyim. Belki baban, deden alevîdir. Hazreti Ali’nin yolundan gidiyor, onun gibi ibadet ediyor; ama sen hiç Hazreti Ali’nin yaptıklarını yapmıyorsun. O, Peygamber’in bendesidir. Yolunun ışığıdır; böyle, Ali’den olunur mu?” deyince, bana sarılarak, onu uyardığım için teşekkür etti, çok gerçekçisin, dedi.


Bu, soy-sop işi değil ki. Ehlibeyt’i seviyorum; Hasan, Hüseyin Efendilerimizin yolunda ölürüm. Abdülkadir Geylânî’nin bütün kitaplarını okumuşum. Geylânî hem Hazreti Hasan, hem de Hazreti Hüseyin’in öz torunlarındandır. Allah’ın Resul’ünü, Ehlibeyt’i sevmek, Hazreti Ali’nin yolunda gitmek alevîlikse, ben de alevîyim.


Geldik, gidiyoruz! Belki de hayatımızın büyük bir kısmını bitirdik. Gerçekleri öğrenelim, hayatı heba etmeyelim.


Gençler! Ailenize tutkun olun. Yuvadan ayrılanı kurt kapar. Aile birliğini bozmayın.


Hazreti Muhammed’in ümmeti, mahşerde edeple giyinmiş olarak kalkacak. Kefenle gömülmenin sırrı bu işte. Kefenle gömüldüğü için yakasız gömlekle kalkacaklar. Maneviyatta aşk insanı olgunlaştırınca, o beyaz gömleğe özlem artar.


Müslüman’ın uyanık olması lâzım. Bir ev kiralıyorsun, belki altı ay, bir yıl oturacaksın, kılı kırk yarıyorsun. Her tarafını inceliyorsun. Dinimize de aynı özeni gösterelim. Anadan-babadan görmüş, namazı yuvarlanma zannediyor. Sen üniversite bitirdin, dünyanın ilmini öğrendin; ama bu namaz nedir, diye gerçeğini araştırmadın! Oruç nasıl tutuluyor, aslı nedir diye bilmedin. Amiri çağırır, gece uyuyamaz; takdir mi edecek, ceza mı verecek diye. Sen namazda, kâinatı yaratan Allah’ın huzuruna çıkıyorsun, hiç endişe etmiyorsun, kabul edecek mi diye!..


Sen kimsin, onu öğren! Madem ölecektin, bitecekti, neden yaratıldın? Bunu öğren! Başka yaratılanlara bak! Madenler âlemine bak! Bitkiler âlemine bak! Hayvanlar âlemine bak! Sana en yakın olan, hayvanlar âlemi. İnsanlar gibi yiyip içiyorlar, uyuyorlar. Hayvanlar, iç güdüyle sabit bir program içinde yaşar. İnsanlara ise akıl ve muhabbet yeteneği verilip, şerefli yaratıldı. Bütün âlemler insanların hizmetine verildi. İnsanın, yemenin içmenin dışında, zevkinin ötesinde bir başka görevi olduğunu düşünmesi gerekir. Bir yandan da, bedenin yaşaması için hayvanî ihtiyaçlarını karşılamalı. Para kazanarak bunları sağlamalı; ama insanın yaşama gayesi bu değil! İnsan, kendinin et ve kemik torbası olmadığını görmeli. Cesede dokunacak, “Soğuk?” diyecek; diriye dokunacak, “Sıcak!” diyecek. Ölüyle canlının farkını düşünecek. Uyanalım diyorum, bizi uyandıranlar hatırına uyanalım! Gerçeklere bakalım, gerçeklere göz açalım.


Kendimi biliyorum deme, mahcup olursun. Kimse tam olarak kendini bilemedi. Bilse de kendini bulamadı!


Sen seni gördün mü? Senin aynada gördüğün, bedenindir. Hakikat aynasına bak da, gerçeğini gör. Öyle bir ayna bul ki, şekilsiz göstersin seni sana. Gönlünü hiç dinledin mi bugüne kadar? Her insanda gönül var, eğer gönlünüzü Yaradan’a sığınıp dinlerseniz gerçeği duyarsınız. Yalnız, gönül alıcısına iki frekans yayın yapar. Biri Rahmanî, diğeri şeytanî. Dinlerken, “Ben, kudret ve kuvvet sahibi olana sığınırım,” demelisin. “Bismillahirrah-manirrahim. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyül azîm.” Bunu demezsen veya bu anlamda dua etmezsen, işe şeytan karışır. Bir de, gönlü dinlerken duydukların Hakk'ın emirlerine uyuyor mu, dikkat etmelisin.


Münir Derman Hazretleri’nin kabir taşını okuyun. Sağlığında, kabir taşıma yazın, demiş. Öldükten sonra namı ne yapsın? Neden Kırkların en genciydim diyor? Varsın, geride kalanlar kiminle beraber olduklarını bilsinler. Çok şükür, sağlığında iki defa görüştük. Uzun saçlı, çok heybetliydi. Onur Çarşısı’nın karşısında bir arkadaşını görmüş, yanına giderken, demirlerin arasından geçmiş. Bir trafik memuru olayı görüyor, hemen yanına gidip eline sarılıyor:


“Mübarek, zor durumdayım. Bana da dua et. Seni gördüm, demirlerin içinden geçtin!” diyor. O da: “Ya öyle mi, dalmışım!” diye cevap veriyor.


Kul ol, Yaradan’ı bil! Yaradan’ı bil, Yaradan’ı bildir! Hakk’ı, ancak göstererek bildirmek mümkün! Kelimelerle anlatamazsın. Vasıflarını, ahlâkını, davranışlarda göreceksin. Ne kadar kabiliyetin varsa, Allah’ın ahlâkından alacaksın. Yaşayan birini gör, örnek al! Resulullah neden dünyaya indi? Mürşitler neden var? Peygamber’i gören gözler var mı? Biz, gerçek insan kim, O’nu anlatıyoruz. Bedenini azıtmayacak kadar besleyen, ruhunun özgürlüğüne ermiş, hakikat erini anlatıyoruz. Ruhunu, bedenin esaretinden kurtaran gerçek özgür insanı anlatıyoruz!


Dolanma kendi etrafında boşu boşuna. Bir hakikat ekseni bul, onun etrafında dön! Gönlünü bil, gönül Kâbe’sine gir, biri bekliyor seni, gönül hanesinde! Şöyle içten bir “Allah!” desen, içinde Allah’ı bulursun. Allah, bir Kâbe’de, bir de senin gönlünde!


Hangi dert senin yüreğini yakarsa, o dert senin dermanındır, seni Hakk’a o dert götürecektir. Biriyle aramıza bir huzursuzluk girerse, ben Rabb’ime sığınırım, o zaman o sıkıntı kendiliğinden düzelir. Aramızın iyi olması, kötü olması da bizden değilmiş. Sen, düzeltemediğin işi Allah’a havale et, Allah’a sığın, O düzeltir. Biz düzelince, bizim üzüldüklerimiz de düzelir. Bize bir dert verilmişse, o, gönlümüzün tedavisi içindir.


Bizim duamız, yüreğimizin yanmasıyla olur. Bizim tek ümidimiz; duadır, Allah’a sığınmaktır. Her zorluk dua ile geçer. Dua, tek çaredir.


Derdini dinlediğin insanlara yardım et; ama kendini üzme. İçten duyunca üzülmezsin, onun acısını hissedersin, dua edersin. Can kulağı ile dinlersin, can diliyle dua edersin.


Bir sevgiliye milyonlarca âşık var. Herkes sevgiliye kitaplar yazmış, okusak ömür yetmeyecek. Biz de sevenlerden biri olalım. En büyük devlet, O’nu sevmek. Bir gönül yapalım, kalbimizi putlardan temizleyip Kâbe’ye çevirelim. Kâbe önceden


puthaneydi, içi boşaltılıp temizlendikten sonra kıblegâh oldu!


Biz de o sevgili için yazalım, O’nu anlatalım; ama yazdığımız eserler kalıcı değil... Bu eserler kitap olarak kalıcı olamaz, okuyanların gönlünü yaparak kalıcı olur. Gönüller kalıcıdır. Gönüller ölmez, gönüller yok olmaz...


Not: Yukarıdaki yazı: Faruk Dilaver Bey'in ' Gönül Bahçesi' isimli kitabından alınmıştır. Rabbim kendinine sağlık, afiyet ve uzun ömürler versin inşallah.


erol netpano

_________________
ALLAHIM!GÖNLÜMDE OLANI
HAKKIMDA HAYIRLI EYLE
HAKKIMDA HAYIRLI OLANI
GÖNLÜMDE RAZI EYLE

Linkleri üyeler görebilir !
Sizde Hemen üye olabilirsiniz
ÜYE OLUN veya GİRİŞ YAPIN
 
Kullanıcı profilini gör  Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Ver
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    ilahi.org Forum Ana Sayfası » İslami Paylaşım Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız








Nukro2 tarafından düzenlenmiştir. © 2008
Nukro2 Teması - Nukro2 tarafından hazırlanmıştır. © 2008
Tasarım&Güvenlik: Nukro2
Zor başarılır, imkansız zaman alır...

 

Code & Theme and Security by Nukro

Bu sitedeki yazılardan yazarları sorumludur. ilahi.org sorumlu tutulamaz.
Sitemizdeki reklamların içerikleriyle ilşkimiz yoktur. Reklam Gizliliği

Nukro internet hizmetleri ©2008