*dinÎ Ve Sosyal Bir Vecibe: Evlilik* Tarih: Çrş Şub 28, 2007 2:52 pm
*DİNÎ VE SOSYAL BİR VECİBE: EVLİLİK*
MÜBAREK EROL
İnsanın inancı ya da inançsızlığı yaşadığı hayatı etkiler. Neye nasıl
inandığı da, kendi iradesiyle yapıp ettiklerinde ortaya çıkar.
Doğru inanç ve iyi niyet olumlu her tavrın, her davranışın ardında yerini
alır ve yapılanı değerli kılar. İnanç ve niyetin mana ve maksadı, yapılan
her şeyin mana ve maksadını hazırlar.
Bundan dolayı yüce dinimizin emir ve yasaklarındaki maksat, bir mümin için
her işinde gözetmesi gereken temel kaide olur.
Bir erkekle bir kadın arasında Rabbimiz'in koymuş olduğu prensipler
doğrultusunda yapılan akid yani evlilik de inanan insanlar için ilâhi maksat
kapsamında gerçekleşmesi gereken işlerdendir. Evlilikte, aile kurumunda,
erkekle kadın arasındaki ilişkilerde belirleyici olan, Yüce Mevlâmız'ın
bildirdiği ölçü ve kurallardır.
Evlenip aile kurmak, Hz. Adem Aleyhisselam ve Hz. Havva Validemiz'den bu
yana mevcuttur. Bu durum insan olmanın gereğidir. Aynı zamanda dinî ve
sosyal bir vecibedir.
Tarihin kaydettiği bütün toplumlarda hatta putperest ilkel toplumlarda bile
evlilik ve aile kurumu vardır. Bu durum, erkek ve kadın olarak iki ayrı
cinsin aileler kurarak bir arada yaşamalarının insan tabiatının gereği
olduğunu göstermektedir.
Rabbimiz buyuruyor ki: �Sizlere içinizden huzura kavuşacağınız eşler
yaratıp, aranızda muhabbet ve rahmet var etmesi O'nun ayetlerindendir. Bunda
düşünen akıl sahipleri için nice ibretli dersler vardır.� (Rum, 21)
Erkek ve kadınların evlenip mutlu ve huzurlu bir yuva kurmaları ayetlerle ve
hadis-i şeriflerle teşvik edilmiştir. Zira aile hem kişinin huzur bulduğu
bir ortam, hem neslin devamı için bir vesile, hem de kişiyi haramlardan
alıkoyan bir vasıtadır.
Fahr-i Alem s.a.v. Efendimiz hadis-i şeriflerinde doğrudan doğruya evliliği
teşvik etmiştir:
�Nikâh benim yolumdur (sünnetimdir). Kim benim yolumdan ayrılırsa benden
değildir.�
�Evlenin, çoğalın. Zira ben kıyamet gününde diğer ümmetlere karşı ümmetimin
çokluğuyla övünürüm.�
�Kişi evlenmekle dininin yarısını tamamlamış olur. Diğer yarısı için de
Allah'tan korksun.�
Dinimizde ruhbanlıkta olduğu gibi dünyadan tamamen el-etek çekmek yoktur.
İnsan yaradılışından kaynaklanan ihtiyaçların meşru dairede karşılanması
icab eder. Şeytanın tek başına yaşayanları daha kolay aldattığı da
bilinmektedir. Evlenip bir araya gelen eşlerin yardımlaşıp dayanışması
şeytanın hilelerine karşı daha uyanık olmayı sağlar.
Evlilik sayesinde dindarlık insan hayatına daha kolay nüfuz eder,
yalnızlığın tehlikelerinden korur. Evlenip aile kurmanın kişinin dinini
yaşamasında, dinini hayatına hakim kılmasında önemli bir rolü vardır. Bunun
için kişinin aile meşguliyeti kendini nafile ibadetlere vermesinden daha
faziletlidir. Çünkü evlilikte nefsi haramlardan korumak ve gelecek nesilleri
yetiştirmek gibi önemli hususlar vardır.
Rabbimiz, meşru bir evlilikle erkek ve kadının ayrılmamak üzere
birleşmelerini ve kaynaşmalarını murad eder ve helallerin en sevimsizi
olarak da boşanmayı görür. Rabbimiz'in kullarından istediği her husus yine
kullarının hayrınadır. Bu meyanda evlenip aile kurmak bireylerin can, ırz ve
namus güvenliğini sağlar. Topluma huzur verir. Gayri meşru ilişkilerin
yaşandığı şartlarda ise bu güvenlik yoktur. İnsan tabiatında ve toplum
hayatında aslolan arsızlık ve fuhuş değil; iffet ve hayadır. Bunu da ancak
evlilik sağlar.
Aile kurmak yeni akrabalıkların meydana gelmesine, böylece sosyal bağların
genişleyip gelişmesine de yol açar. Anne ve babaları vasıtasıyla nesep
yakınlığına sahip olan insanlar, eşleri vasıtasıyla da sıhrî (evlilik
sonucu) akrabalara sahip olurlar. Toplumda birbirini tanıyan, kaynaşan
insanların sayısı artar. Bu şekilde toplumsal yardımlaşma ve dayanışmanın
zemini de doğal olarak oluşur. İnsanlar birbirinden haberdar olur,
birbirlerini korur ve kollarlar. Böylece insan yalnızlıktan ve
kimsesizlikten kurtulur, yaşama gücüne sahip olur ve hayatın yükünü
rahatlıkla taşır.
Ailenin temelini oluşturan erkek ve kadın her iki cinsin kendine has konumu,
görev ve sorumlulukları vardır. Alemlerin Rabbi'ne kul olma cihetinden ve
insan olma bakımından herkes aynıdır. Fakat kadının insan ve kul olarak
erkekle aynı olan birçok hak ve sorumluluklarının yanında, kendine has bir
takım hak ve mesuliyetleri de vardır. İş bölümünde kendisine düşen görev ve
sorumluluklara ve sahip olduğu haklara uygun özelliklerde yaradıImıştır.
Aynı durum erkek için de geçerlidir. Erkek de yaradılışına uygun sorumluluk
ve haklara sahiptir.
Ailenin reisi erkektir. Erkeğin görev ve sorumlulukları onun aile reisi
olmasını tabii kılmıştır. Nitekim ayet-i kerimede: �Erkeklerin kadınlar
üzerinde hakları olduğu gibi, kadınların da erkekler üzerinde hakları
vardır. Yalnız erkeklerin kadınlardan bir üstünlük derecesi vardır.�
(Bakara, 228) buyurularak erkek ve kadının karşılıklı haklarına işaret
edilmekte ve erkeğin reislik görevine dikkat çekilmektedir.
Ailenin geçimini sağlamak görevi erkeğe yüklenmiştir. Çocuk dünyaya getirmek
ve büyütmekle görevli kadının ailenin rızkını teminle uğraşması çok tabii
değildir. Dinimiz bu görevi erkeğe verir ve erkeğin ailenin rızkı için
gösterdiği çabaya büyük önem atfeder. Bir hadis-i şerifte: �Bir erkeğin,
Allah rızasını gözeterek aile fertlerine yaptığı her harcama onun için
sadakadır.� buyurulmuştur.
Farklı yaratılışlara sahip, buna bağlı olarak sorumlulukları da farklı olan
karı ve koca birbirlerinin eksik ve kusurlarını görmemek, namus ve
iffetlerini korumak hususunda aynı sorumluluğa sahip olurlar. Her ikisi de
salih bir insan olmaya gayret etmelidirler. Bu hususta Hz. Ali k.v.,
�hayırlı erkek eşini üzmeyen, duygu ve hayalleriyle de olsa haramlarda
gezmeyenlerdir� buyurmuş ve Hz. Fatma r.a. validemiz de, �hayırlı kadın
eşini üzmeyen, duygu ve hayalleriyle de olsa haramlarda gezmeyenlerdir�
buyurmuştur.
Koca hanımına, hanım da kocasına ilgi göstererek huzur ve saadeti evlerinde
aramalıdırlar. Erkek, imkanlarına göre hanımının ve çocuklarının nafakasını
sağlayıp her türlü ihtiyaçlarını karşılamalı, hanım da kocasına karşı bütün
meşru meselelerde mutlak itaat halinde olmalıdır.
Yüce Kitabımız'da Rum Suresi'nde evlilikle ilgili üç büyük husus kaydedilir:
Eşlerin birbirlerine karşı yakınlık (ünsiyet) hissetmesi ve bu ünsiyete
bağlı olarak bedenî ve ruhî ihtiyaçların giderilmesi;
Eşler arası sevgi ve saygının oluşması;
İki cins arasında vuku bulan şefkat.
Şefkat, aileyi kuşatan pek derin ve ince bir fazilettir. Müminlerin
vasıflarındandır ve ailede sevginin filizlenip boy vermesine büyük katkı
sağlar.
Neslin muhafazası aile sahibi olmanın önemli gayelerinden biridir. Yarınlar
çocuklarımıza emanet edilecektir. Ardımızdan bizi hayır dua ile anacak
imanlı evlatlar bırakmak, bizimle ahirete gelecek önemli amellerdendir.
Toplumun, İslâm terbiyesi ile çocuklarını yetiştiren, onlara dinî
vazifelerini öğreten, hayatlarının her döneminde bu bilgileri korumaları
için çaba gösteren, fedakâr, sorumluluk seviyesi yüksek, sağlam şahsiyetli
kimselere ihtiyacı vardır. Bu da ancak evlenip mutlu ve huzurlu bir aile
yuvası kurmakla mümkündür.
Rabbimiz bizlere nesillerimizden gözlerimizin bebeği olacak salih insanlar
ihsan edip, bizi takva sahiplerine rehber kılsın.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız