Giriş Yap
Üye Adı
Şifre
Mini Sohbet
divane20: hayirli geceler:)
divane20: "Ey gönül, acilara sabret! Çünkü onlar seni kahretmek icin degil; sinamak, terbiye etmek, kemale erdirmek icin gelirler. Hem de gecicidirler, ebediyen kalmayacaklar. Iman ve ümide saril! Bilki hic bir gece ebedi degil, her karanligin sonunda bir fecr sakli..." Mevlana. Hayirli geceler.
arsultans: gorsz canım
divane20: sagol abla gorsz. birazdan gelirim ins.
divane20: tamm hadi cabuk ol cocuklarin uykusu geleck.simdi :).
arsultans: hadi bakalım görüşürüz afiyet olsun canım benim..
arsultans: dur bekle bende geliyorummmm
divane20: :). nagapalim haklilar iste :). neyse abla ben.azcik.disari cikacm sende grldicem.ama na munkun iste dort tane yegen beni bekliyor dondurma yemeye gogurecm soyguncu bu yegenler
arsultans: annen haklı canım beni bir aydır oyalayıp duruyor,yaarıngidip alayım bari:D
divane20: annem bu damtlara hic guven olmaz diyor :). sen bekleme en.iyisi yazik degilmi senin gibi kaynanaya
arsultans: yok kızım ya damat ben alacam anne sen alma didi hala bekliyom damat klavye alacak...
divane20: olmadimi bu kalvyen.daha ablaya cok.zor.oyle yazmak.
arsultans: klavyem ellerim parmaklarm gibiydiler o bozuld resmen dilsiz elsiz kolsuz aldım...
divane20: abla nasilsin.sesin cikmiyor
arsultans: hoşbulduk canlar...
divane20: alykum.slm.arsultans hosgeldin
hasibe11: aleyküm selam abla
arsultans: slamünaleyküm..
metcoglu: efendim buyurun hanımlar olur olur mümkündür
hasibe11: evet haklısın yaa
divane20: elimde bebk var birakmiyor yazim.yaramz abla bence zorlama lursat bu kadarini yapmaz:)
hasibe11: kabul etmedi bak sesi çıkmadı
hasibe11: çekyatlarıda islerdi demi kürşat yapardın
hasibe11: halıları ne güzel yıkardı
divane20:
hasibe11: kürşat mesaja baktınmı
hasibe11: aha kürşatı çağırıccaktım temizliğe oda kaçtı
metcoglu: bugün kimse yok hayırdır
hasibe11: biliyorum canım gelirdin elbet ama senin yorulmanıda istemedim kız
divane20: kolaygelsin abla cagirsaydin.yardima gelirduk
hasibe11: hamd olsun bir kaçgündür yaz temiliğiyle uğraltım ypruldum biraz
divane20: yok abla estf o nsil laf saka yaptim bn iyim.cok sukur.sen nasilsin
hasibe11: özürdilerim korkuttuysam canım nasılsın
hasibe11: yok canım niye kızayım :9
divane20: abla ne o oyle kizar gibiya :). kotktum
hasibe11: aleyküm selam sanada hayırlı akşamlar
divane20: hee cok.isimiz vardi bixz yogun.insanlarin :). selamun alykum hayirli aksamlar
hasibe11: mesaj yazmıştım baktınmı
hasibe11: hafta başıya işleri çoktur belki kürşat demi
metcoglu: bugün kimse yok hayırdır
metcoglu: buyur abla
hasibe11: KÜRŞAT ORDAMISIN HUUU
hasibe11: selamün aleyküm hayırlı akşamlar
tevbedar: çıkmam lazım ALLAHA EMANET OL
metcoglu: iyi cok sukur abla sagolasın
tevbedar: annen nasıl selamımı söyle ellerinden öperim
metcoglu: çok şükür abla
tevbedar: işler iyimi bari
metcoglu: aynı abla salona devam
tevbedar: sen neler yapıyorsun
Sohbet arşivi >>

Üyeler sohbet edebilir.Lütfen
Giriş Yapın ya da Üye Olun
Menü
 Anasayfa
 İndirme
 Forumlar
 İlahiler
 İslami Filmler
 Tasavvufi Yazılar
 İslami Yazılar
 Hatim Bölümü
 Oyunlar
 You
 Üye Profiliniz
 Üye Mesajlarınız
 Üye Listesi
 Üye Olun
 Bizi Önerin
 Bize Ulaşın
Hatim bölümü

Şu ana kadar 180 Hatim bitti
181.Hatim için cüz dağıtılıyor.

Cüz almak için tıklayınız.

Hatim Bölümüne
gitmek için tıklayın

kadin sahabelerden ummu selemenin hayati

ilahi.org :: Başlığı Görüntüle - Ümmü Gülsüm Binti Ukbe (r.a.)
Ümmü Gülsüm Binti Ukbe (r.a.)
ilahi.org Forum Ana Sayfası » Hayat-us Sahabe
SSS Arama Üye Listesi Gruplar Profil Giriş Özel mesajlarınızı kontrol etmek için login olun

Konu: Ümmü Gülsüm Binti Ukbe (r.a.)

Hind Binti Amr (r.a.) <-- Önceki Konu |

| Sonraki Konu --> Şikâyetini Allah’a Duyuran Havle Binti Sa’lebe (r.â.)






Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder   
Ümmü Gülsüm Binti Ukbe (r.a.)
candostum23
Mega Paylaşımcı
Mega Paylaşımcı



Kayıt: May 26, 2008
Nereden: istanbull
Mesajlar: 1295
Haftalık Puan: 0
Ümmü Gülsüm Binti Ukbe (r.a.)
Tarih: Prş Tem 10, 2008 4:42 am

Tek Başına Hicret Eden Kureyşli...



Ümmü Gülsüm binti Ukbe radıyallahu anha Kureyşliler içinde yurdunu yuvasını bırakıp Medine’ye tek başına hicret eden bir hanım sahâbî!.. Allah’ ve Resûlüne hicret için evinden kaçan bir muhâcir hanım!.. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimize Mekke’de biat eden kahraman hanımlardan!.. Medine-i Münevvere’ye hicret ettiğinde; “Beni müşriklere geri çevirmeyin” diye Efendimize sığınan, imanlı, yiğit bir hanım!.. Hz. Osman (r.a)’ın anne bir kızkardeşi!..



O Mekke’li olup Kureyş kabilesine mensuptur. Babası Peygamberimizin can düşmanı, Efendimizi boğmaya teşebbüs eden, azılı müşrik Ukbe bin Ebî Muayt’tır. Annesi, Ervâ binti Kureyz’dir.



Ervâ hatun, İslâm’ın ilk yıllarında müslüman olma seâdetine eren bir hanım. Resûl-i Ekrem (s.a)’in hala kızı, Hz. Osman (r.a)’ın da annesi olur. Erva hatunun annesi Beyzâ hanım Efendimizin halası olmaktadır.



Ümmü Gülsüm, Mekke’de müslüman olarak Rasûlullah (s.a)’e biat etti. Diğer müslümanlar gibi o da işkencelere maruz kaldı. Başta babası olmak üzere müşriklerin ezâ ve cefâlarından nasîbini aldı. Dinden dönmesi için çok baskılar yapıldı. Fakat o bunların hiç birine aldırış etmedi. İnancından aslâ dönmedi. İmanından zerre kadar taviz vermedi.



Günler acı ve ıstırapla geçiyor, yıllar sıkıntılarla akıp gidiyordu. Sevgili Peygamberimiz Medine’ye hicret etmişti. Onun ayrılışıyle Mekke âdeta boşalmıştı.



Ümmü Gülsüm (r.anhâ) doğup büyüdüğü şehirde ailesinin içerisinde idi. Fakat bir müslüman olarak kendini yalnız hissediyordu. Bunun için o da hicret etmek istiyordu. Babası izin vermediğinden Mekke’de kalmıştı. Müslüman kardeşlerinden ve Rasûlullah’tan ayrı kalmanın ıstırabıyla hayatına devam ediyordu. Sanki o öz yurdunda gurbet hayatı yaşıyordu. Bu ayrılığın bitmesi için Rabbimize duâ ediyor, hicret için fırsat kolluyordu.



O yedi yıl Rasûlullah’a kavuşma hasretiyle yandı. Müslüman kardeşlerinden ayrı kalmanın acısını yedi yıl kalbine gömdü. Nihayet Rabbımız ona bir fırsat lutfetti. Hergün gittiği yere gidiyormuş gibi bir plânla evden kaçtı.



Ümmü Gülsüm (r.anhâ) hicret mâcerâsını şöyle nakleder: “Mekke’den en son çıkış bölgesi olan Ten’im taraflarında kendimize ait bir bahçe vardı. Ev halkımızdan bazısı da orada otururdu. Buraya sık sık gider, üç dört gün kalır Mekke’ye dönerdim. Ailem benim oraya gitmeme mâni olmazdı. Buraya gidiş gelişi sıklaştırarak ev halkını alıştırdım. Artık Mekke’de durmak istemiyordum. Kendi kendime hicret etmeye karar verdim. Yolda karşılaşacağım sıkıntılara razı oldum.



Birgün bahçeye gidiyor gibi yine Mekke’den çıktım. Yolun en son noktasına, şehrin çıkışına vardım. Orada bir adamla karşılaştım. Bana: Sen nereye gitmek istiyorsun? diye sordu. Ben de: Sen kimsin? dedim. Huzâa kabilesinden diye cevap verdi. Bu kabile Rasûlullah (a.s) ile antlaşma yaparak sadakat göstermişti. Ona: “Ben Kureyşî’lerdenim Medine’ye gitmek istiyorum” dedim. O da: “Biz Huzâlılar gidilecek yolu iyi biliriz.” dedi. Bana yol klavuzu olabileceğini söyledi ve devesini getirip benim önümde ıhdırdı. Ben de deveye bindim. Huzalı devenin yularını tutup öne düştü ve Medine yoluna koyuldu.



Ümmü Gülsüm binti Ukbe (r.anhâ) Allah ve Resûlü yolunda annesinden, babasından ve memleketinden ayrılıyordu. Bundan dolayı da hiç üzülmüyordu. Rasûlullah (s.a) Efendimize ve müslüman kardeşlerine kavuşmayı büyük bir seâdet biliyordu. Uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra Medine karşıdan göründü.



Ümmü Gülsüm (r.anhâ)’nın gönlü sevinç içerisindeydi. Mekke’de geçen sıkıntılı günler geride kalmıştı. Allah Rasûlüne kavuşma heyecanı kalbini sarmış, içi içine sığmaz olmuştu. Selâmet içerisinde Medine’ye ulaşmanın şükrü ile Rabbımıza hamdediyordu. Yol rehberi Huzâlı’ya duâ ediyordu. Allah o yoldaşı hayırla mükâfatlandırsın! Bir defa bile en ufak bir rahatsızlık verecek harekette bulunmadı. Huzâ kabilesi ne güzel kabiledir! diyordu.



Ümmü Gülsüm (r.anhâ) Medine’ye girince müminlerin annesi Ümmü Seleme (r.anhâ)’ya misâfir oldu. O sırada İki Cihan Güneşi Efendimiz evde yoktu. Annemiz ona ikramda bulundu. Hal hatırını sordu. Onun sevincini paylaşmak üzere birlikte oturup sohbet etti. Fakat o endişeli bir bekleyiş içinde görünüyordu.



Ümmü Seleme (r.anhâ) annemiz bu fedakâr, imanlı kardeşini rahatlatmak ve gönlündeki sıkıntı ve endişeleri gidermek için ona:



– “Ey Ümmü Gülsüm! Sen Allah’a ve Resûlüne hicret ettin değil mi?” dedi. O da:



– “Evet!” dedi. Fakat Ümmü Gülsüm (r.anhâ) rahat değildi. Düşünceliydi. İçinde sakladığı bir derdi, tasası vardı. Bunu açıklamak için bir fırsat kolluyordu. Ümmü Seleme (r.anhâ) annemizin yakın ilgisinden cesâret alarak zihnini meşgul eden gönlünü sıkan korku ve endişeyi şöyle açıkladı:



– “Ey Ümmü Seleme! Hudeybiye antlaşması gereğince Mekke’den kaçıp Medine’ye gelenler Mekkelilere geri veriliyor. Müslüman olarak Rasûlullah’a sığınan Ebû Cendel (r.a) ile Ebû Basîr (r.a) iâde edilmişti. Efendimizin beni de geri çevirmesinden korkuyorum.



Ey Ümmü Seleme! Kadınların hâli erkeklerinki gibi değildir. Mekke’den ayrılışımın üzerinden sekiz gün geçti. Şimdi onlar beni arayacaklardır. Bulamayınca da buralara kadar geleceklerdir.” diyerek derd ve sıkıntısını dile getirdi.



Ümmü Gülsüm binti Ukbe (r.anhâ) bu endişeler içerisinde heyecanlı bir şekilde beklerken İki Cihan Güneşi Efendimiz hâne-i seâdete teşrif buyurdu. Ümmü Seleme (r.anhâ) annemiz durumu Efendimize arzetti. Fahr-i Kâinat (s.a) Efendimiz bu fedakâr sahâbîsine “Hoş geldin” dedi.



Ümmü Gülsüm (r.anhâ) Rasûlullah (s.a) Efendimize heyecanlı heyecanlı Medine’ye geliş mâcerâsını anlattı. Sözlerini içindeki endişeyi de dile getirerek şöyle bitirdi:



“Ya Rasûlallah! Ben, dinim uğrunda hicret ederek sizin yanınıza geldim. Beni koruyun. Müşriklere geri çevirmeyin. Onlara iâde ederseniz, bana işkence ederler. Dinimden döndürmeye çalışırlar. Ben nihâyet bir kadınım. Bilirsiniz ki, kadınların hâli zayıfların hâline benzer.” diyerek derdini, sıkıntısını açıkladı.



İki Cihan Güneşi Efendimiz dikkatle Ümmü Gülsüm (r.anhâ)’yı dinledi. Onu sevindirecek ve korkusunu giderecek bir üslûpla şöyle cevap verdi: “Yüce Allah muhakkak kadınlar hakkındaki ahdi bozar, hükümsüz bırakır.” buyurdu.



Efendimiz bu imanlı, fedakâr sahâbîsini bu sözleriyle rahatlattı. Rabbimiz de Habîbi’nin isteğini tahakkuk ettirdi ve hanımların müşriklere geri verilemiyeceğini belirten âyet-i kerîmeyi nâzil buyurdu. Yeni nâzil olan bu ilâhî müjde “imtihan edilen kadın” mânâsına gelen Mümtehine sûresinin onuncu âyeti idi. Meâlen:



“Ey iman edenler! Mümin kadınlar hicret ederek size geldiği zaman, onları imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz de onların inanmış kadınlar olduklarını öğrenirseniz onları kâfirlere geri göndermeyin. Bunlar onlara helâl değildir. Onlar da bunlara helâl olmazlar. Onların (kocalarının) sarfettiklerini (mehirleri) geri verin. Mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Kâfir kadınları nikâhınızda tutmayın, sarfettiğinizi isteyin. Onlar da sarfettiklerini istesinler. Allah’ın hükmü budur. Aranızda O hükmeder. Allah bilendir, hikmet sahibidir.”



İki Cihan Güneşi Efendimiz vahiy tamamlanınca bu müjdeli haberi Ümmü Gülsüm (r.anhâ)’ya bildirdi. Artık bundan böyle müşriklerin arasından kaçıp gelen imanlı hanımlar Mekke’ye geri verilmeyecekti. Fahr-i Kâinat (s.a) Efendimiz ilâhî emir gereğince onu ve daha sonraki hanımları soruşturdu ve:



“Allah’a yemin olsun ki siz, Allah ve Resûlünün sevgisi, bir de İslâmî vazîfeleri serbestçe yapabilmek için hicret etmiş bulunuyorsunuz. Yoksa ne koca ne de mal sebebiyle göç etmiş değilsiniz.” buyurdu.



Ümmü Gülsüm (r.anhâ) rahat bir nefes almıştı. Sevincinden gönlü uçuyordu. Yüce Rabbımıza hamdediyordu. Sevgili Peygamberimize sevinç göz yaşlarıyla cevap veriyordu. Ama dünya imtihan dünyasıydı. Sıkıntılar bitmiyordu. Bütün bu olup biten işler, akıp giden hâdiseler arasında babası Ukbe İbni Ebî Muayt kızının Medine’de olduğunu öğrendi. Oğulları Velid ve Umâre’yi kızkardeşlerini alıp getirmek üzere Sevgili Peygamberimize gönderdi. Medine’ye geldiklerinde Efendimizi buldular. Hudeybiye antlaşması gereğince kendilerinden emin olarak İki Cihan Güneşi Efendimize: “Aramızdaki antlaşmaya göre kızkardeşimizi bize teslim et!” dediler. Fahr-i Kâinat (s.a) Efendimiz onlara: “Allah Teâlâ o şartın hükmünü hanımlar hakkkında bozdu.” buyurdu. Ümmü Gülsüm (r.anhâ)’yı onlara teslim etmedi. Velid ve Umâre elleri boş olarak Mekke’ye döndüler.



Ümmü Gülsüm binti Ukbe (r.anhâ) henüz evlenmemişti. Medine’de kalması kesinleşince sahâbenin ileri gelenlerinden Zübeyr İbn Avvam, Zeyd İbni Hârise ve Abdurrahman İbni Avf (r.anhüm) efendilerimiz kendisine evlenme teklifinde bulundular. Ümmü Gülsüm (r.anhâ) durumu kardeşi Hz. Osman (r.a) ile istişâre etti. O da Resûl-i Ekrem (s.a) efendimize sormayı tavsiye etti. Bu teklif Efendimize arzedilince Ümmü Gülsüm (r.anhâ)’nın Zeyd İbni Hârise (r.a) ile evlenmesi uygun görüldü. Kısa zamanda iki fedâkâr sahâbisinin sıcak yuvaları kuruldu. Hz. Zeyd ile Ümmü Gülsüm (r.anhâ) mesud bir hayat yaşadılar. Fakat mutlulukları uzun sürmedi. Çünki kocası Zeyd (r.a) Mûte Savaşında şehid düştü. Bu evlilikten Zeyd isminde bir oğulları, Rukıyye adında bir kızları dünyaya geldi.



Ümmü Gülsüm (r.anhâ) kadere rıza gösteren imanlı bir hanımdı. Allah’tan gelen her şeye râzıydı. Kocasının şehid olmasını sabır ve metânetle karşıladı. İddet müddetini bekledikten sonra Zübeyr İbni Avvâm (r.a) ile evlendi. Ondan da Zeynep adında bir kızı oldu. Hayat sürprizlerle doluydu. Mutlu bir yuva devam ederken birden aralarında bir geçimsizlik baş gösterdi. O sıcak yuva yaşanmaz bir hal aldı. Uzun sürmedi. Kısa bir müddet sonra boşanmak zorunda kaldılar.



Hayat devam etmekteydi. İnsan yalnız yaşayamazdı. Ümmü Gülsüm de bunun farkında idi. Abdurrahman İbni Avf (r.a)’tan gelen teklif üzere onun ile evlendi. Bu evlilikten de İbrâhim ve Hâmid isminde iki oğulları dünyaya geldi.



Ümmü Gülsüm binti Ukbe (r.anhâ) Rasûlullah (s.a) Efendimizin sohbetinden istifâde eden bilgili, imanlı bir hanımdı. Efendimizden on kadar hadis-i şerif rivayet ettiği nakledilir. Bunlardan bir tanesi şudur:



Ümmü Gülsüm binti Ukbe İbni Ebî Muayt radıyallahu anhâ, Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’i şöyle buyururken dinledim, dedi:



“İnsanların arasını bulmak için hayırlı haber götüren (veya hayırlı söz söyleyen) kimse yalancı sayılmaz.” (Buhâri, Sulh, 2)



Müslim’in rivayetinde de:



“Ümmü Gülsüm dedi ki, Peygamber aleyhisselam halkın söyleyip durduğu yalanlardan sadece üçüne izin verdiğini işittim. Bunlar da:



1. Savaşta (düşmanı aldatmak için)



2. İki kişinin arasını bulmak maksadıyla,



3. Kocanın karısına, karının da kocasına (aile düzenini korumak düşüncesiyle) söylediği yalandır.” (Riyazussalihin Terc. ve Şerh. c.2, s.247).



Ümmü Gülsüm binti Ukbe (r.anhâ) Abdurrahman İbni Avf (r.a)’ın vefatından sonra, ömrünün sonunu Amr İbn Âs (r.a) ile nikahlı olarak geçirdi. Onun nikâhında iken ahirete göç eyledi. Allah ondan râzı olsun.



Cenâb-ı Hak’tan onun fedakârlığından, gayretinden, imânî heyecanından hisseler alabilmeyi ve şefaatlerine erebilmeyi niyaz ederiz. Amin.
 
Kullanıcı profilini gör  Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Ver
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    ilahi.org Forum Ana Sayfası » Hayat-us Sahabe Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


Bu konuya ait etiketler :
ümmü , gülsüm , binti , ukbe , kadin sahabelerden ummu selemenin hayati , ummu gulsum binti ukbe hayati , gülsüm bagli , sahabe efendimizin kisa hayati , peygamberlerin kisa hayat hikayeleri , gulsum manasi , kisa kisa sahabe hayati , ummu gulsumun hayati , ümmügülsüm hatun hayati , sahabe eymenin hayati , sahabe hanimlarin hayati , ümmü eymenin hayati , hz ümmügülsüm hayati , ümmü gülsüm manasi , sahabe efendilerimizin kisa hayat hikayeleri , gülsüm hayati , hz ümmügülsüm hayati , ümmügülsüm hatun hayati ,

YENI KONULAR
KonuForumKonuyu Başlatan
Kadının MemnuniyetiHavadan SudanThe_Rakipsiz
Erkekleri Yanlıs Anlamayalm...Havadan SudanThe_Rakipsiz
Cadılar Bayramında Kameralara Yansıyan İlginç GörüHavadan SudanThe_Rakipsiz
Türk Genci Böyle Ev TaşırHavadan SudanThe_Rakipsiz
Kemal Sunal Köyden İndim Şehire Mb Az İndirHavadan SudanThe_Rakipsiz
Ninenizden Mektup :DHavadan SudanThe_Rakipsiz
Anten 16+Havadan SudanThe_Rakipsiz
Ali TuncayHavadan SudanThe_Rakipsiz
Bazı Komik DiyaloğlarHavadan SudanThe_Rakipsiz
Laf Yapmamak Lazım:))Havadan SudanThe_Rakipsiz



BENZER KONULAR ARŞİV ( Ümmü, Gülsüm, Binti, Ukbe )
KonuForumKonuyu Başlatan
Caner Gülsüm Emeğimsin 2011Havadan SudanThe_Rakipsiz
Ağladımmı Güldümmü Yaşadımmı Öldümmü DinleHavadan SudanThe_Rakipsiz
Facebook Ümmü Çaya DüştüHavadan SudanThe_Rakipsiz
> Hüseyin (R.a.)Havadan SudanThe_Rakipsiz
Ebubekir (R.a.)Havadan SudanThe_Rakipsiz
> Hatice (R.a.)Havadan SudanThe_Rakipsiz
> Huzeyl (R.a.)Havadan SudanThe_Rakipsiz
> Fatima (R.a.)Havadan SudanThe_Rakipsiz
> Hamza (R.a.)Havadan SudanThe_Rakipsiz
> Hasan (R.a.)Havadan SudanThe_Rakipsiz

osman nuri topbaş resimleri

israfın topluma zararları

tebiğ

emege saygı

yaşar değirmenci

MUHAKKAK Kİ ALLAH AYETİNİN DEVAMI

google paypal chıp


4frixxlivemode
sharecash hacker tool
seducing students
nothing on you lyrics ahmir


Nukro2 tarafından düzenlenmiştir. © 2008
Nukro2 Teması - Nukro2 tarafından hazırlanmıştır. © 2008
Tasarım&Güvenlik: Nukro2
Zor başarılır, imkansız zaman alır...

 

Code & Theme and Security by Nukro

Bu sitedeki yazılardan yazarları sorumludur. ilahi.org sorumlu tutulamaz.
Sitemizdeki reklamların içerikleriyle ilşkimiz yoktur. Reklam Gizliliği

fatih

ilahiler // ilahiler // ilahi

İlahi Sözleri // İlahiler // Programlar // Videolar // İslami Paylaşım // Resimler // Sahabeler // İslam Büyükleri // İslam Tarihi
İlmihal // Şiirler // Hikayeler
// Dosya Paylaşımı // Komik Yazılar // İslami Yazılar // Tarih Süzgeci // Fıkralar

Nukro internet hizmetleri ©2008