Giriş Yap
Üye Adı
Şifre
Menü
 Anasayfa
 İndirme
 Forumlar
 İlahiler
 İslami Filmler
 Tasavvufi Yazılar
 İslami Yazılar
 Hatim Bölümü
 Oyunlar
 ilgilerim
 Üye Profiliniz
 Üye Mesajlarınız
 Üye Listesi
 Üye Olun
 Bizi Önerin
 Bize Ulaşın
Radyo Onbeş

Hatim bölümü

Şu ana kadar 150 Hatim bitti
151.Hatim için cüz dağıtılıyor.

Cüz almak için tıklayınız.

Hatim Bölümüne
gitmek için tıklayın
Dünya Sıralaması


ilahi
ilahi.org :: Başlığı Görüntüle - Resûlullah Çanakkale'deki asker evlâtlarının yanındaydı...
Resûlullah Çanakkale'deki asker evlâtlarının yanındaydı...
ilahi.org Forum Ana Sayfası » Hikayeler
SSS Arama Üye Listesi Gruplar Profil Giriş Özel mesajlarınızı kontrol etmek için login olun

Konu: Resûlullah Çanakkale'deki asker evlâtlarının yanındaydı...

Fransa vilayetinin Kralı Françesko'dan... <-- Önceki Konu |

| Sonraki Konu --> Üç Suâl ve Bir Cevap...



Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder   Cevap Gönder
Resûlullah Çanakkale'deki asker evlâtlarının yanındaydı...
34_Aynur_53_Cebeci
Mega Paylaşımcı
Mega Paylaşımcı



Kayıt: Feb 25, 2008

Mesajlar: 823
Haftalık Puan: 0
Resûlullah Çanakkale'deki Asker Evlâtlarının Yanındaydı...
Tarih: Çrş Nis 02, 2008 10:01 pm


Tarihler 1928 yılını göstermektedir. Osmanlının son devir âlimlerinden, ilmi ile amil Alasonyalı Cemal Öğüt Hocaefendi hacca gider. Cumhuriyet yeni kurulmuş, hızlı bir değişim yaşanıyor, Çanakkale savaşının üzerinden de on yılı aşkın bir zaman geçmiştir. Cemal Öğüt Hocaefendi Mekke'deki vazifesinin tamamladıktan sonra Medine'ye gider. Medine'de her zamankinden fazla kalır. Bu esnada Osmanlı coğrafyasının değişik bölgelerinden gelen hacılarla istişarelerde bulunur. Osmanlı devleti yıkılmıştır, Osmanlı'dan geri kalan toprakların büyük çoğunluğu ya işgal altındadır ya da sömürge durumuna düşmüştür.

Cemal Öğüt Hocaefendi vaktinin çoğunluğunu Mescid–i Nebevî'de geçirir. Bu arada Efendimizin türbesindeki görevlilerle yakınlık hâsıl olur. Hiçbir dünyalık beklemeden, sadece Resûlullah'a sevgi ve muhabbetinden dolayı türbeye hizmet eden bu güzel insan da Cemal Öğüt Hocaefendiye yakınlıkduyar ve güzel bir dostluk kurulmuş olur.

Cemal Öğüt Hocaefendi türbedarla yaptığı sohbetlerde bir şey dikkatini çeker. Türbedar Osmanlı devletine son derece bağlıdır, hatta o kadar ki Osmanlı adı geçtiği yerde muhakkak bir hürmet ifadesi belirtisi gösteriyordu. Bu nuranî ihtiyarın Osmanlı'ya bu derece bağlı ve hürmetli olması Cemal Öğüt Hocaefendinin merakımı celbeder, bir gün sorar:

"Sizde Osmanlı'ya karşı derin bir sevgi ve muhabbet görüyorum, bunun özel bir sebebi var mı?" Nurani ihtiyar derin bir düşünceye daldı, kısa süre sonra başını kaldırdı ve şöyle dedi:

"Allah ve Resûl'ünün muhabbeti, Osmanlı'yı sevmemi gerektirir." Cemal Öğüt Hocaefendi bu açıklamadan pek bir şey anlamaz. Anlamadığı da zaten yüz hatlarından anlaşılmıştır. Türbedar pek fazla bilgi vermek niyetinde değildir, ancak Cemal Öğüt Hocaefendi bir şeylerin olduğunu anlar ve ısrar eder. Nur yüzlü ihtiyar anlatmaya devam eder:


"Osmanlı'yı sevmem için şu anlatacağım hâdise yeter de artar bile."

1915 senesinde Medine'de başından geçen bir hâdiseyi şöyle anlatır.

1915 yılının hac mevsimi idi. Her hac mevsiminde olduğu gibi, dört bir yandan mü'minler geliyordu, bu gelenlerin içinde Hindistan ulemâsından, âlim, zahit, keşfi açık gerçek bir Allah dostu da bulunuyordu. Bu Allah dostu ile sizinle olduğu gibi yakınlık oluştu, sohbetine katıldık. O kadar güzel sohbetleri oluyordu ki, kendi ağlıyordu, dinleyenleri de ağlatıyordu. O zamanlar Osmanlı'nın çok sıkıntıda olduğu zamanlardı, ehl–i küffar, İslâm'a karşı saldırıya geçmiş, Payitahtta Çanakkale Boğazı'nda büyük savaş oluyordu.

Hindistanlı âlimde bir şey dikkatimi çekmişti, sohbetlerinde ağlıyor, namazlarında ağlıyor, yolda yürürken bile gözünden yaş eksik olmuyordu. Ağlamadığı zamanlar bile devamlı hüzünlü idi. Merakım artıkça artı ve bir gün kendisine bunun sebebini sordum:

"Efendi! Bu mübarek yerdesin, gözün gönlün açılacağı yerde devamlı ağlıyorsun, ağlamadığın zamanlarda yüzünde hüzün var, bunun sebebi, hikmeti nedir?" Beni yayına oturttu, gözlerindeki yaş damlaları daha da hızlanarak akmaya başladı. Sonra yaşlarını sildikten sonra bana dedi ki:

"Ben uzun yılların hasreti ile çok uzaklardan buralara geldim. Ben Kâinatın Efendisi'nin kokusunu, ruhaniyetini Hindistan'dan alırdım. Şimdi buralara geldim, Efendimin kabr–i şerifi başındayım, ama Hindistan'da aldığım feyiz ve nuranîliği burada bulamadım. Bu ne hâldir diye düşünüyorum, acaba bir günah mı işledim, bir suçum mu var? Efendim benim üzerimden himmetini çekti mi? Ya da Efendim, burada değil, burada olsa onu hisseder, onun ruhaniyetinden bereketlenirdim. Bu hâl beni perişan etti… Ağlamamın sebebi budur."

Türbedar bu Allah dostunu dikkatle dinledi, ancak o da bu işe ne bir yorum getirebildi, ne de bir şey diyebildi. Ancak nur yüzlü türbedarın da kafası karışmıştı. Bu Hindistanlı âlimin, yalan söyleme, abartı yapma gibi bir durumu söz konusunu değildi. Son derece samimî bir hâl içindedir. Hindistanlı âlimin söylediklerine yabancı değildi. Her hac mevsiminde değişik bölgelerden gelen Allah dostları ile karşılaşır, onları Allah Resûlü'nün ruhaniyeti ile nasıl bağlantılar kurduklarını bilirdi. Bu Hindli âlim de onlardan biri idi, türbedarın bunda zerre şüphesi yoktu. Peki, bu âlimin söyledikleri nasıl açıklanacaktı?

Yaşlı türbedar gündüz dinlediklerinin etkisinde kalmıştı, gece yatağına yattığında da kafasındaki soru işaretleri gitmemişti.

Sabah namazına kalkmadan önce türbedar bir rüya görür. Rüyasında Kâinatın Efendisini görür. Nur yüzlü türbedar, edebinden Efendimize bir şey soramaz. Dün yaşananlar aklına gelir, bir şey diyemez. Türbedarın düşüncelerine Kâinatın Efendisi cevap verir:


"O kardeşimin hissettiği doğrudur. Ben her zamanki makamımda değilim, birkaç zamandır Çanakkale'deyim… Çok zor durumda bulunan kardeşlerimi yalnız bırakmaya gönlüm razı olmadı. Onlara yardım ediyorum…"


Hindistanlı âlim, Allah dostunun vaziyeti anlaşılmıştı. Burada akla şöyle bir soru gelebilir: Efendimiz bulunduğu makam itibariyle, bir anda birden çok yerde bulunamaz mı? Elbette bulunur, başta Hızır Aleyhisselâm'ın ve Allah'ın veli kullarının bulunduğu gibi. Buradaki, hâdise birine gösterirler, ondan da herkese duyururlar mahiyetindedir.

Yetiş ya Muhammed Kur-an’ın elden gidiyor!

Çanakkale en zorlu günlerinden birini geçiriyor. Küffar ordusunun askerleri ilk defa karaya ayak basmıştır, ellerindeki üstün silah ve teçhizatla saldırıya geçerler. O zamanlar Osmanlı'nın müttefiki olan Almanya ordusuna mensup bazı subaylar da cephede bulunmaktadır. Şimdi bu subaylardan birine kulak verelim.

Alman Subay Sanders anlatıyor:

Çok dehşetli bir saldırı karşısında kalmıştık. Karaya çıkan İngiliz askerlerini gemiden top atışları ve makineli tüfekler destekliyordu. Bulunduğumuz siperlerden değil hareket etmek, en küçük bir hareket belirtisi bile onlarca mermiyi hemen o hareket noktasına çekiyordu.

Mevzilerden elini kaldıranın eli, miğferini kaldıranın miğferi parçalanıyordu. Böyle bir sağanak altında çaresizlik içinde beklemekten başka bir şey yapamıyorduk.

Bu şekilde ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Birden bulunduğum yerden yaklaşık on beş metre uzağımızdan korkunç bir ses geldi. Sesle birlikte bir Türk askeri siperden kalktı, düşmana doğru koşmaya başladı. Hem koşuyor hem kollarını sağa sola sallıyor, hem de sesi çıktığı kadar bağırıyordu. Yanımda bulunan tercümanıma dedim ki:

–Şu koşan asker ne diyor?

–Komutanım! "Yetiş ya Muhammed Kitabın elden gidiyor!" diye bağırıyor.

Böyle bir manzarayı tarih görmemiştir. Asker sanki üzüm toplar gibi düşman mermilerini elleriyle topluyordu. Onu gören diğer askerler de siperlerinden hareketlendi ve o anda çok çetin bir savaş başladı. Kısa zaman sonra karaya çıkan İngiliz birliğinden geriye yerde yatan asker cesetlerinden başka bir şey görünmüyordu


_________________
Zaman ne çözer ki..???
sadece daha karmaşık bir hayat seni bekler zamanla...!!


En son 34_Aynur_53_Cebeci tarafından Prş Nis 03, 2008 8:23 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
 
Kullanıcı profilini gör  Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Ver
ayyüzlüm64
Mega Paylaşımcı
Mega Paylaşımcı



Kayıt: Sep 16, 2007

Mesajlar: 944
Haftalık Puan: 0

Tarih: Çrş Nis 02, 2008 11:41 pm

allah razı olsun kardeşim paylaşım için.(yazıyı biraz daha büyültseydiniz ii olurdu.)emeğinize sağlık...

_________________
gecenin en karanlık anı sabaha en yakın olanıdır....
 
Kullanıcı profilini gör  Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Ver
34_Aynur_53_Cebeci
Mega Paylaşımcı
Mega Paylaşımcı



Kayıt: Feb 25, 2008

Mesajlar: 823
Haftalık Puan: 0

Tarih: Prş Nis 03, 2008 8:23 pm

OLDUMU KARDEŞİM?

_________________
Zaman ne çözer ki..???
sadece daha karmaşık bir hayat seni bekler zamanla...!!
 
Kullanıcı profilini gör  Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Ver
sessiz_hayat
Uzman Üye
Uzman Üye



Kayıt: Mar 27, 2008
Nereden: İSTANBUL
Mesajlar: 163
Haftalık Puan: 0

Tarih: Cmt Nis 05, 2008 9:58 pm

O ki Kainatın EFENDİ'sidir. ALLAH (c.c)'ın Habibidir. O ki Alemlere rahmettir.Her zaman mü'minlerle dir zaten. Yeterki içten isteyelim kardeşlerim inşallah bizimlede beraberdir. Allah (a.c) O'ndan(s.a.v)Razı olsun! Nitekim olduda. ALLAH (c.c) Bizimde yar ve yardımcımız olsun!

EMEGİNE SAGLIK ALLAH (C.C) RAZI OLSUN!!

_________________
Kalbinde zerre miktar kibir bulunan kimse asla cennete girmeyecektir
Beş vakit namazı cemaatle kılan,Sırat köprüsünü şimşek gibi geçer
Peygamberin sünnetini (önemsemeyip) terk eden kâfir olur!
Kişi mahşerde sevdiğiyle beraberdir!
HZ. MUHAMMED (S.A.V)
 
Kullanıcı profilini gör  Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Ver
merve-07
Mega Paylaşımcı
Mega Paylaşımcı



Kayıt: Apr 02, 2008
Nereden: YAŞAYAN ÖLÜYÜM
Mesajlar: 1096
Haftalık Puan: 0

Tarih: Pts Nis 07, 2008 8:30 am

emeğine sağlık kardeşim
 
Kullanıcı profilini gör  Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Ver
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    ilahi.org Forum Ana Sayfası » Hikayeler Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


Bu konuya ait etiketler :
reslullah , çanakkaledeki , asker , evltlarinin , yanindaydi , çanakkale askerleri , canakkaledeki cikan top , turk askeri hikayeleri canakkale , çanakale askerleri ,



BENZER KONULAR ( Resûlullah, Çanakkale\'deki, asker, evlâtlarının )
KonuForumKonuyu Başlatan
-----@@@GÜLE HASRET RESULULLAHA HASRET@@@------İslami Paylaşımefruz
askerlik nedir?Fıkralarsultana_Sevdalii
selam olsun islamın askerlerineResimlermuhammedsalih
Alâ b. el-Hadramî’nin,İslâm Askerleriyle Denize AtılmalarıHayat-us Sahabecu mali
Türk Askeri Lübnan'a Ne İçin Gidecek?HikayelerKıL_BeNi_Ey_NaMaZ
vıetnam`dan dönen askerŞiirlerMAĞLUB
resulullah ın hayasıHavadan Sudanby_mostar
kadinlar neden asker olamazResimlermuferikul
Özlemim Sanadır Ya ResûlullahŞiirler_BeYaZ_GüLüM_
resulullah'a mektupİslami Paylaşımabdurahman bin avf
BENZER KONULAR (Etiketleriyle)
askerlik nedir , asker duasi , en büyük asker bizim asker , en buyuk asker bizim asker , asker dualari , askerlerin sarikamista nasil dondugu , asker yazilari , asker ilahileri , çanakkale askerleri , askerlik nedi ,

güzelsözlü asker resimleri
hatayda asker sehit
avata yap asker künyesi
gaziantep asker gelenek
şekillerin üzerine asker yazısı yazın
Kadınlar Asker Olursa



Nukro2 tarafından düzenlenmiştir. © 2008
Nukro2 Teması - Nukro2 tarafından hazırlanmıştır. © 2008
Tasarım&Güvenlik: Nukro2
Zor başarılır, imkansız zaman alır...

 

Code & Theme and Security by Nukro

Bu sitedeki yazılardan yazarları sorumludur. ilahi.org sorumlu tutulamaz.
Sitemizdeki reklamların içerikleriyle ilşkimiz yoktur. Reklam Gizliliği

ilahiler // ilahiler // ilahi

İlahi Sözleri // İlahiler // Programlar // Videolar // İslami Paylaşım // Resimler // Sahabeler // İslam Büyükleri // İslam Tarihi
İlmihal // Şiirler // Hikayeler
// Dosya Paylaşımı // Komik Yazılar // İslami Yazılar // Tarih Süzgeci // Fıkralar

Nukro internet hizmetleri ©2008