Giriş Yap
Üye Adı
Şifre
Menü
 Anasayfa
 İndirme
 Forumlar
 İlahiler
 İslami Filmler
 Tasavvufi Yazılar
 İslami Yazılar
 Hatim Bölümü
 Oyunlar
 You
 Üye Profiliniz
 Üye Mesajlarınız
 Üye Listesi
 Üye Olun
 Bizi Önerin
 Bize Ulaşın
Popüler Konular
En Popüler Konular (Sayfa 1)
En Popüler Konular (Sayfa 2)
En Popüler Konular (Sayfa 3)
En Popüler Konular (Sayfa 4)
En Popüler Konular (Sayfa 5)
En Popüler Konular (Sayfa 6)
En Popüler Konular (Sayfa 7)
En Popüler Konular (Sayfa 8)
Arşiv
İlahi Sözleri
Programlar
Videolar
İslami Paylaşım
Resimler
Sahabeler
İslam Büyükleri
İslam Tarihi
İlmihal
Şiirler
Hikayeler
Dosya Paylaşımı
Komik Yazılar
Fıkralar
Havadan Sudan
Mental Aritmetik eğitmenler ve akademisyenler tarafından oluşturulmuş bir beyin geliştirme programıdır. Devamını Görmek için: Mental Aritmetik
ilahi.org :: Başlığı Görüntüle - İSLAMDA KAZA VE KADER
İSLAMDA KAZA VE KADER
ilahi.org Forum Ana Sayfası » İslami Sohbetler
SSS Arama Üye Listesi Gruplar Profil Giriş Özel mesajlarınızı kontrol etmek için login olun

Konu: İSLAMDA KAZA VE KADER

MİSYONER FAALİYETLERİNE KARŞI YAPMAMIZ GEREKENLER <-- Önceki Konu |

| Sonraki Konu --> REGAİB ve RECEP






Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder   
İSLAMDA KAZA VE KADER
Nukro
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi



Kayıt: Mar 26, 2006
Nereden: Ankara
Mesajlar: 568
Haftalık Puan: 0
İSLAMDA KAZA VE KADER
Tarih: Pzr Mar 23, 2008 12:30 pm

Kaza ve kader meselesi, sadece İslâmiyet’in var oluşundan bu yana insanların zihnini yoran bir mesele değildir. Bilakis bu konu, İslâmiyet’in varlığından önce de, sonra da bütün ilim ve fikir ehlinin zihinlerini meşgul eden, son derece önemli, bir o kadar da karmaşık bir mesele olmaya devam etmiştir.
Bu konu, açıldıkça, derine inildikçe her bir konunun birbirini düşündürdüğü bir mevzu; İslâm mütefekkirleri arasında uzun uzadıya giden, anlaşmazlıklara ve tartışmalara sebep olan, çözülmesi güç, anlaşılması zor bir mesele haline gelmiştir.
Bu konu hakkında sadece bizi ilgilendiren ve bilmemiz gereken kadarı, o kadar da uzun ve zor değildir.




Peygamber efendimiz, bazı meşhur hadislerinde kaza ve kadere imanı, imanın bir esası olarak açıklamıştır. Cibril hadisi olarak bilinen bir hadis-i şerifte, Cebrail (a.s) bir insan şekline bürünerek, ashabı ile beraber oturmakta olan Resulullah’ın yanına gelmiş ve:

_İman nedir? Diye sormuş, O da:

_Allah’a, meleklerine, ahiret gününe, hayır ve şerriyle kaza ve kaderin Allah’tan olduğuna inanmandır, (Müslim, İman, 1; Ebu Davud, sünnet, 15; İbnu Mace, mukaddime, 9.)cevabını vermiştir.

Kader ve kaza, alıştığımız tabiri ile kaza ve kader aslında birbirinden ayrılmayan iki mefhumdurlar; fakat kaza ve kaderi anlatmadan önce bu meselenin temeli olan; İrade nedir? Küllî ve cüzî irade ne demektir? Halk-Kesb ilişkisi nasıl olur? Sorularına cevap vermek gerekir…

İRADE NEDİR?

İnsanın iki tip fiili vardır; birisi kendi irade/istemesiyle yaptığı fiillerdir. Buna ihtiyarî (iradeli/isteyerek ve bilerek yapılan) fiiller denir. Bunlar kitap okumak, yazı yazmak, oturup kalkmak gibi işlerdir. Bu fiillerin karşılığında sevap almaya veya azap görmeye hak kazanırız. Diğeri ise, insanın irade/istemesinin dışında meydana gelen zarurî fiillerdir. Bunlara refleks hareketleri ve nefes alma gibi fiiller örnek gösterilebilir.

Bir davranışı yapabilme, tercih edip gerçekleştirebilme, yapılabilecek iki şeyden birini diğerinden ayırıp o şeyi gerçekleştirmeye irade denir. Kelâm âlimlerince insanda bulunan irade, iki kısma ayrılmıştır: Küllî irade, cüzî irade.

KÜLLÎ İRADE:
Bu irade, insanda mevcut olan bir yetenektir. Fiilen ortaya çıkmadığı veya bir şey ile fiilen ilgisi olmadığı müddetçe buna küllî irade denilir. Bu irade insanın bir işi yapmasına veya yapmamasına vasıtadır.

CÜZÎ İRADE:
Küllî iradenin/potansiyel, hareket edebilme ve yapabilme kabiliyetinin, bir işi yapmak için, o tarafa eğilmesi demektir.
İnsanlar kendi istek ve iradeleriyle bir şeyi yapmak veya yamamak gücündedirler (cüzî irade). Bir işin, iki yönünden birini tercih edip seçebilirler. Sevaba veya azaba müstahak olmaları, belirli şeylerle mükellef yani sorumlu tutulmaları işte bu cüzî irade bir başka deyişle hür iradeleri sebebiyledir. İnsan hür bir iradeye/cüzî iradeye sahiptir. Bu irade, onun fiillerinin meydana gelmesine tesir eder. Fakat fiillerin gerçek yaratıcısı Allahu Teâla’dır. Bu husus:

“Allah her şeyi yaratandır.” (Zümer 39/62.)

“Sizi ve yaptıklarınızı yaratan Allah’tır.”(Nisa 4/78.) gibi bir çok ayetle sabitlenmiştir. Allahu Teâlâ, kullarının iradeli/kasıtlı, hür fiillerini onların irade ve seçimlerine uygun olarak irade eder ve yaratır. Çünkü mutlak yaratan O’dur. İşte cüzî iradenin bu manada kavranması gerekir.

HALK (YARATMA)-KESB İLŞKİSİ:

İfade ettiğimiz üzere; Allah (c.c) kullarının cüzî /kasıtlı, hür iradelerinden meydana gelen fiilleri onların kendi irade ve seçimlerine uygun olarak irade eder ve yaratır. Bunun bu şekilde olması, Allah’ın kullarının fiillerini yaratmaya mecbur olmasından değil, Adetullah’ın ve Sünnetullah’ın bu şekilde gerektirdiğindendir.

O halde, fiili/bir işi seçmek, tercih etmek, kazanmak (Kesb) kuldan; kulunun seçtiği, tercih ettiği ve kazandığı şekle uygun olarak yaratmakta (Halk) Allah’tandır. Kul Kâsib (kazanan elde eden, işinin o şekilde olmasını isteyen); Allah’da Hâlıktır (Kulunun dilediği ve kazandığı şekliyle yaratandır). Kul, iyi veya yoldan birisini seçer, iradesini bu iki yönden hangisine kullanırsa, onu o şekliyle yaratır. Bu ileride anlatılacak olan kader mefhumuna ters bir şey değildir. Zira Allah, kulun cüzî/kasıtlı, hür, serbest iradesiyle işleyeceği şeyleri ezelde bilmektedir. Aksinin düşünülmesi O’nun ilim sıfatının inkarını gerektirir. Bu anlatılanlar doğrultusunda kaza ve kaderi kısaca açıklayacak olursak:

KADER:
Allahu Teâla tarafından, var olan her şeyin (bütün mahlûkatın) ve bütün olayların yaratılmadan önce ezelde, yanında korunmakta olan Levh-i Mahfuz adlı kitapta; durumları, nitelikleri, sebepleri, şartları ve zamanı gelince sahip olacakları güçleri, yetenekleri, yapıları, yerleri, zamanları ile birlikte belirlenmesi, düzenlenmesi ve yazılı olması demektir. İşte bu belirleme işine kader denilir. Takdir edilip belirlenen şeylere de, mukadder (takdir olunan) denilir.

KAZA:
Allahu Teâla tarafından takdir edilen şeyin varlık/madde âleminde ortaya çıkması; yaratılıp meydana gelmesi demektir.

Kader-kaza ilişkisi bu anlamda öncelik ve sonralık göstermektedir. Zira kader önce, kaza ise sonradır. Yani, önce bir varlık hakkında Allahu Teala’nın takdiri olur, dana sonra kazası gerçekleşir. Bu varlık/madde âleminde gerçekleşen her olay hem kader hem de kazadır. Şayet (Allah’ın bildiği bir hikmet sebebiyle) gerçekleşmedi ise bu kaderdir.

Bu iki tarifte geçen, her şeyin kaderinin Allah’ın ezeli ilminde olmasının anlamına gelince: İnsanların cüzî/kasıtlı, hür, serbest iradeleri ile yapmak istedikleri bir şeyi, Allah’ın (c.c), o kulun bu işi nerede, ne zaman, nasıl ve kiminle ve ne şekilde seçeceklerini bilmesi; bu bilgisine göre irade etmesi ve zamanı gelince de kulun tercihine göre yaratması demektir. Bu bizim, astronomi ilminin vasıtasıyla, gelecek sene Ramazan hilalinin, veya ay tutulmasının hangi tarihte olacağını bilmemiz ve zamanı gelince de o olaya şahit olmamıza benzemektedir. Kaza ve kader hakkında bu kadar malûmata değindikten sonra, velilerin ve bazı salih insanların bu konudaki görüşlerine yer vermek gerekir.
Ş. Muhammed Ziyauddin Hz.leri, babasının halifesi, ayrıca kâtibi, Bitlisli M. Mustafa’ya bu konuda bir mektup yazmıştır. Mektubundaki kaza ve kader ile ilgili bölümleri özetle aktarıyoruz:

“Ey Doğru ve şefkatli efendim! Bu konu, geniş olarak izah edilmesi gereken bir meseledir. Şafiî, Hanefî mezhebine mensup âlimleri ile diğer bütün mezhep âlimleri bu konudan söz etmiş, hatta bu konu bazı âlimlerin helâk olmasına, bazılarının da kurtuluşuna sebep olmuştur. Muhammed Ziyauddin Hz.leri mektubuna devam ederek:

_Kaza ve kader kuldan cüzî/kasıtlı, hür, serbest iradesini kaldırmaz. Çünkü Allahu Teâla, kulun kendi cüzî iradesiyle o işi yapacağına ve yapmayacağına hükmetmiştir (ezeli ilmiyle bilmektedir).

Bu konuya Alâeddin Attar (k.s) da işaret ederek şöyle buyurmuşlardır: Müridin zahirde Allah’ın yoluna sımsıkı sarılması, kalbini de Allah’a bağlaması gerekir. Yani onu saadete kavuşturacak zahiri sebepleri düşünüp, emr olunduğu üzere; çok çalışıp kendini kötülüklerden koruyacaktır. Hülasa: Kul, zahirde dış sebeplere bağlanıp hakikatte Allah’a tevekkül edecektir. Şöyle ki, korktuğu şeylerden dolayı vaktinde kapısını kapayıp atını bağlayacak, yemeğini yiyecek; fakat hakikî koruyan ve doyuranın Allah (c.c) olduğunu bilecektir.

Ayrıca bu konuda Mevlâna Halid’in (k.s) bir risale niteliğinde, Kendisinde kaza-Kader, İrade-i cüziyye, Kesb konularının ehlisünnet ve’l-cemaat âlimlerinin görüşlerinin bulunduğu bir mektup yazmıştır. Bu mektuba “El-İkdu’l-Cevherî fi’l-Farkı Beyne Kesbeyi’l-Maturudî” ismini vermiştir.

Ş. Muhammed Ziyauddin Hz.leri Bitlisli M. Mustafa yazdığı Kaza ve kader onusunu işleyen mektubun sonlarında şunları söylemiştir:

—Kader konusuna dalmak, hakkında (inceden inceye ) soru sormak uygun bir şey olmayıp hatta bidat bile denmiştir.

********

Gerçek şudur ki, kaderin mahiyeti bir sırdır. Allahu Teala’dan başkası bu sırrı kesin olarak bilemez. (Kaynaklar:Taftazani, Şerhu’l-Akaid, 191-201; Es-Sâbûnî, el-Bidaye, 77-79; Mektubatı Mevlana Halid, 9. Mektup; Mektubatı Hazret. 1. Mektup.)


SEMERKAND ARAŞTIRMA MERKEZİ


CUMA SOHBETLERİ

Semerkand Yayınevi nin Büyük Katkılarıyla


_________________
Söz, Ağızdan Çıkmadan Önce İnsanın Esiridir;
Ağızdan Çıktıktan Sonra İnsan Sözünün Esiri Olur...
 
Kullanıcı profilini gör  Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Ver
rrpelit
Geçerken Uğramış
Geçerken Uğramış



Kayıt: Nov 04, 2011

Mesajlar: 1
Haftalık Puan: 0

Tarih: Cum Ksm 04, 2011 7:53 am

Öncelikle belirtmeliyim ki islam inancındaki Kader kelimesini idrak edebilmek için kader ve zaman ilişkisini tam anlamı ile anlamamız icab eder.
Çünki Yaratılan tüm varlıklar zaman ve mekana bağımlıdır yani her şey zaman olgusunun bütünlüğü içerisinde varlığını devam ettirir.
Bu şu demektir bir iş bir oluş bir olay insan ve evren için düşünüldüğünde zaman'a tabidir ve zamanın yokluğu düşünülemez.

Allah insanlara dünya hayatı içerisinde belirli bir zaman dilimine tabi olarak yaratmıştır ve bu süre bittiğinde cismani varlığı için zaman duracak ve ruhani aleme geçecektir.Konumuz cismani alem olduğuna göre .

Zaman olgusunu dikkate almadan İslam dinindeki Kader inancını değerlendirmemiz mümkün değildir .
Ancak bir şeyi belirtmem gerek ki Allah bahsettiğim Zaman olgusunu ( veya Zaman denen yasayı) yaratandır.

Bu bağlamda ALLAH zaman denen yasaya tabi değildir.Bu da şu demektir ?
Allah için bir şeyi yapmak veya yok etmek için veya bilmek ve idrak etmek için belli bir süreye ihtiyacı yoktur.

Hal böyle olunca da Allahın biz insanların yapacağı veya yaşayacağı ömrü bilmesi veya hayatımızın nasıl bir şekilde geçeceğini bilmesi o kadar da zor değildir.
Çünki insanıda ,kainatı da ,zaman ve mekanı da yaratan Allahtır.

Kendi yarattığı yasalara da tabi olmadığı için ( olsa idi zaten yaratıcı yani Allah vasfını taşımazdı) bizim bilmediğimiz ve geçmişteki ve gelecekteki vuku bulacak her şeyi kolayca bilmesi gayet doğaldır.

Kaderin arapçada karşılığı ,Takdir,Miktar ,Ölçü demektir.
Bakın bu yazdığım kaderin anlaşılması açısından en önemli cümledir “Kadere iman Allahın ölçüsüz iş yapmadığına iman demektir .

Bizim anladığımız türkçedeki kaderin kelime karşılığı alın yazısı veya baht veya Allahın önceden insan ve evren için hazırladığı yaşam biçimi anlamına gelirki .islam
inancında böyle bir kader inancına yer yoktur

Kuranda isra suresi 17.ayette aynen şöyle der .
وَكُلَّ إِنسَانٍ أَلْزَمْنَاهُ طَآئِرَهُ فِي عُنُقِهِ وَنُخْرِجُ لَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ كِتَابًا يَلْقَاهُ مَنشُورًا
BİZ HER İNSANIN KADERİNİ, KENDİ ÇABASINA BAĞLI KILDIK

ve kulle insanin ( Bütün insanların ) elzemnâ-hu tâire-hu fî unukı-hî (onun amellerin neticesini onun boynuna astık )
ve nuhricu lehu yevme el kıyâmeti (ve kıyamet günü ona neşredilmiş kitabını karşısına çıkarırız)

Yani Allah aynen şöyle diyor , Her insanın takdir edilmeside yerilmesi de o insanın kendi emelleri neticesinde değerlendirilecektir., başka bir açıdan bakarsak bir insanın hangi ölçüde ve hangi mertebede olduğu ile ilgili kararı vermeden önce biz
onun çabalarını değerlendirir öyle karar veririz .
Şimdi bir düşünün bu gün bizim anladığımız kader kelimesinin anlamı ile
yukarıda ki yazdığım ve Allahın iman etmemizi istediği kader arasındaki
farkı .Ne kadar çaba varsa o kadar mükafat var.

Aksi durumda eğer Allah insanların yaptığı ve yapacağı her şeyi kendi insiyatifinde değerlendirse idi Peygamberler dahil insanlar neden Allaha dua etsinler? Neden Kuran da Duaya teşvik eden ayetler bulunsun?
Örneğin peygamberimizin bir duasında Allaha Ey Rabbim! Beni o zalimler topluluğunun içinde tutma demesi ne anlam ifade ederdi ?

Allah kuranı kerimde çeşitli ayetlerde dua ile ilgili insanlara tavsiyelerde bulunur .Bunun anlamı insanın kendi kaderini tayin etmede büyük bir rolu olduğudur .

“Darda kalanların, kendisine yalvardıkları zaman duasını kabul eden ve onları sıkıntıdan kurtaran kim?
Neml sûresi (27), 62
MÜMİN 60. Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana dua edin, kabul edeyim. Çünkü bana ibadeti bırakıp büyüklük taslayanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir.

Bu gün ateistler , islam düşmanları ,materyalistler kendi iddialarında aynen
şöyle derler ,efendim Allah bizim yapacağımız her şeyi kaderimiz sayesinde
biliyorsa bu bir haksızlıktır ,ve de bu haksızlığı Allah kullarına
yapmaktadır ve istediğini günahkar istediğini de takva sahibi yapmakta kendi
insiyatifini kullanmıştır. örneğin derlerki eğer biz günahkarsak bunu Allah istemiştir ,bizde günahkar olduk, veya Allah istemeseydi biz katil olmazdık ,
Allah istemeseydi biz hırsız olmazdık .Yaptıkları her türlüğü kötülüğü Allaha mal ederek güya kendilerince Allahın bilgisi ve isteği dahilinde günahkar olduklarını iddia ederler .

Ateistlerin iddialarının dayanağı ise aşağıda ki iki maddedir.

1.Alim-i Mutlak: Geçmişte ve gelecekte olacak olan her şeyi bilmek.
2.Kadir-i Mutlak: Her şeyi değiştirmeye, her olaya müdahale etmeye gücü yetmek.

Bu iki özellik oksimoron'muş ?

Oksimoron anlam itibarı ile çelişen özellikleri bir arada bulunduran demek .

Ancak bu cahil olan ancak kendilerini akıllı zanneden gafiller işin içinden zaman olgusunu çıkartıklarında durumun hiçde çelişkili olmadığına ve hali hazırda gayet de mantıklı olduğunu ve kabul edilebilir olduğunu göreceklerdir.

Dünyanın en gelişmiş bilgisayarı ile ortalama bir insanı yan yana koyun ve sorular sorun sorulan soruların tamamına doğru ve net bi şekilde cevap verecek olan malumunuzdurki bilgisayardır. Peki bu bilgisayara akıl sahibidir diyebilirmiyiz.? Peki bu bilgisayarın elektrik ile olan bağlantısını kestiğinizde bilgisayar ne işe yarar ? veya bu bilgisayarın vereceği cebapları önceden onun beynine yükleyen insanı nereye koyacağız ? başka bir açıdan bilgisayarı yapan imalatını yapan kişi yani insan eletriklemi çalışır ?

Allah zaman ve mekandan münezzehtir.İslam inancında Allah Doğmamıştır bu zamandan bağımsızdır demektir. Eğer bir materyalist İslamı tenkid ederken bu durumu göz önünde bulundurmadan iddialarda bulunuyorsa bu cahillikten daha öteye gidemez .
Aslında Ateistler de ,Materyalistlerde , İslam düşmanlarıda Allahın belirlediği kader inancına tabidirler . Nihayetinde Allah onları takdir ederken hal ve davranışlarına ve amellerine bakarak karar verecek .

Peki Allah ın anlattığı kader inancı ile bizim anladığımız kader inancı
aynımıdır ? Hayır !
Bizler her şeyi yanlış anlamakta çok başarılı olduğumuz için ,hiç bir şeyi tam ve tastamam dinlemeyi ,öğrenmeyi beceremediğimiz için , bilmediğimiz ama bildiğimizi sandığmız konularda ahkam kesmeyi pek sevdiğimiz için yalan
yanlış şeyleri doğru olarak kabul eder ondan sonrada bu duruma isyan ederiz .

Kısaca İslam inancında KADER İnsanın ona verilen mühlet (zaman) içerisinde ,Allahın gönderdiği peygamberler ve kutsal kitaplarla belirlediği kuralların dışında veya içerisinde olmayı kendi iradesi ile tercih edip Allahın bilgisi ve izni dahilinde bunları gerçekleştirmesidir.
 
Kullanıcı profilini gör  Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Ver
Kankii
Mega Paylaşımcı
Mega Paylaşımcı



Kayıt: Jul 17, 2012
Nereden: Afyonkarahisar
Mesajlar: 675
Haftalık Puan: 0

Tarih: Pzr Tem 29, 2012 12:53 pm

Allah razı olsun.

_________________
İ.K.K
 
Kullanıcı profilini gör  Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Ver
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    ilahi.org Forum Ana Sayfası » İslami Sohbetler Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


Bu konuya ait etiketler :
kaza ve kader nedir , kaza ve kader , islamda kader , islamda kaza ve kader , islamda kaza ve kader anlayisi ,





yes

Nukro2 tarafından düzenlenmiştir. © 2008
Nukro2 Teması - Nukro2 tarafından hazırlanmıştır. © 2008
Tasarım&Güvenlik: Nukro2
Zor başarılır, imkansız zaman alır...

 

Code & Theme and Security by Nukro

Bu sitedeki yazılardan yazarları sorumludur. ilahi.org sorumlu tutulamaz.
Sitemizdeki reklamların içerikleriyle ilşkimiz yoktur. Reklam Gizliliği

Nukro internet hizmetleri ©2008